Stuxnet’in hedefindeki Natanz’a bu kez bombalı sabotaj

ABD ve İsrail’in Stuxnet adlı bir virüsü İran’ın Natanz’daki nükleer tesisindeki santrifüjlere bulaştırmasının ardından, adı geçen tesisler bir kez daha saldırıya uğradı. Ancak istihbarat kaynakları bu kez saldırının siber saldırı olmadığını tesise sokulan bir bomba kaynaklı olduğunu ileri sürüyorlar.

Stuxnet ve Uluslararası Hukuk: Bir siber saldırının anatomisi

İran’daki Natanz nükleer tesisinde yakın zamanda meydana gelen patlama, ülkenin nükleer programını geciktireceğe benziyor. Natanz nükleer tesisi, uranyum zenginleştirilmesi için kullanılıyordu ve İran’ın nükleer programı için hayati öneme sahipti. Bu tesisin yok edilmesi Tahran için büyük bir engel olarak görülüyor.

EurAsian Times, geçtiğimiz hafta Perşembe günü Natanz nükleer tesisinde yangın çıktığını bildirmiş, İran, bunun İsrail veya ABD tarafından yönetilen bir siber saldırı olduğunu ve misilleme yapacakları sözü vermişti.

NÜKLEER PROGRAMDA GECİKMEYE NEDEN OLACAK

ABD merkezli yayın yapan The Hill gazetesi için bir yazı kaleme alan Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nün kıdemli araştırmacısı Simon Henderson, Natanz’daki patlamanın tesisi kullanım dışı bıraktığına ve ülkenin gelişmiş santrifüj üretme noktasında büyük ihtimalle herhangi bir alternatifi olmadığına inanıyor.  Bu, İran’ın nükleer programını yıllarca olmasa bile aylarca geciktirecek gibi duruyor. Diğer ülkelerden istihbarat kaynakları da benzer tahminlerde bulunarak bir ya da iki yıllık bir gecikmeye işaret ediyorlar.

 

Tahran, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu iddia etti, ancak İsrail iddialar karşısında sessizliğini koruyor. Başbakan Benyamin Netanyahu, İsrail’in İran’daki saldırıların faili olduğuna ilişkin kendisine sorulan bir soruyu yanıtsız bırakırken, Savunma Bakanı Benny Gantz “Bölgedeki her olayın arkasında ille de İsrail olacak diye bir şey yok” dedi.

Hava gücü kullanarak tesise saldırmak, Netanyahu’nun yıllardır planladığı bir şeydi, ancak bunun ABD ile ilişkilere zarar vereceği ve Tahran ile bir savaşa sebep olacağı endişesi bunu yapmasına engel olmuştu. Planlanan saldırı, İran’ın 2015 yılında Obama Yönetiminin isteğiyle Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (JCPOA) imzalamasının ardından rafa kaldırılmıştı.

PATLAMA SİBER SALDIRI KAYNAKLI DEĞİL AMA MİSİLLEME SİBER OLABİLİR

Barack Obama’nın görevden ayrılması ve yerine İsrail yanlısı Donald Trump’ın gelmesiyle İsrail, İran’ın nükleer programını geliştirmesi karşısında dolambaçlı bir yola başvurdu. Düşük seviyeli bir hava saldırısı beklenirken, gizemli bir patlama meydana geldi ve saldırının arkasındaki emir komuta zincirine dair kesin bir bilgi yok.

Orta Doğu’daki istihbarat kaynaklarına göre, Natanz’daki patlama bir siber saldırının sonucu değil, tesise sokulan bir bomba neticesinde gerçekleşti. Ortaya çıkan hasar, hava saldırısı ile aynı, ancak bedeli çok daha düşük. Bombalamaya kimin ya da neyin yol açtığına dair net bir bilgi bulunmazken İran’ın, misilleme yapacak bir hedefi halihazırda bulunmuyor.

Askeri İstihbarat eski başkanı, General Amos Yadlin’e göre, Tahran’ın tek olası misilleme seçeneği siber saldırılar. İran’ın silah stoklarını yok ettiği iddia edilen İsrail saldırılarının ardından roket ve füze kullanılarak yapılacak geleneksel bir saldırı seçeneği imkansız görünüyor.

Suudi Arabistan’a karşı yapılan sofistike drone saldırıları gibi diğer seçenekler de, Tel Aviv’in bu tür saldırıları engellemek için hazırlığa sahip olması gerçeği dolayısıyla pek olası görünmüyor.

Siber Bülten abone listesine kaydolmak için formu doldurunuz

 

İran Suudi Arabistan’a siber saldırıya mı hazırlanıyor?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.