KüreselSektörel

Üç günlüğüne dünyanın en zengini olmuştuy, apay zekayla geri döndü: Masayoshi Son’un üçüncü hayatı

Paris’te Élysée Sarayı’nın önünde siyah Mercedes’in kapısı açıldığında, inen adam üç yıl önce yatırımcılarına ağladığını anlatmıştı. Şimdi karşısında onu ağırlayan Emmanuel Macron vardı; son iki yılda kameralar önünde misafir edildiği dördüncü dünya lideri. Şatafatlı avizelerin altında, Tokyo merkezli teknoloji holdingi SoftBank’ın Fransız veri merkezlerine en az 52 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. Ardından Ritz Paris’te oturduğu salonda The Wall Street Journal’a verdiği röportajda kendi gelecek tasavvurunu özetledi: “İnsanlığın geleceğinin mimarı olmak istiyorum.”

Aynı haftanın başında SoftBank Group, Toyota’nın 23 yıllık tahtını sona erdirerek Japonya’nın en değerli şirketi konumuna geldi. Masayoshi Son artık ülkenin en zengin insanı. SoftBank hisselerindeki payının değeri yaklaşık 100 milyar dolara ulaştı; bir yıl öncesine göre dört kattan fazla.

Fakat hikaye her zaman bu kadar parlak değildi, bu aslında Son’un üçüncü hayatı.

Üç günlük zenginlik, yüzde 99’luk çöküş

Son, 1981 yılında SoftBank’ı kurduğunda Japonya’da doğmuş bir Koreli göçmen ailenin oğluydu. Eğitimini California Üniversitesi Berkeley’de tamamlamıştı. Şirket uzun yıllar boyunca dağınık bir teknoloji yatırımları topluluğu olarak kaldı. İlk büyük yükselişi internet balonu sırasında geldi. İnternet yatırımları onu üç günlüğüne dünyanın en zengin insanı yaptı, kendi ifadesiyle. Sonra balon patladı ve SoftBank’ın değerinin yüzde 99’unu sildi süpürdü.

Ayağa kalkışı iki hamleye dayanıyordu: Çinli online perakendeci Alibaba’ya yapılan erken yatırım ve Vodafone’un Japonya birimini ağır borçla satın alması. İkinci hayatına başlamıştı.

Yoda alıntıları ve hatalı içgüdüler

2017’de tarihin en büyük teknoloji yatırım aracı olan 100 milyar dolarlık Vision Fund’u kurduğunda, hissedarlarına Star Wars’tan Yoda karakterine atıfla konuşuyordu. Yatırım kararlarını içgüdüsüyle, yani “güç”le aldığını söylüyordu. Kuru ve mesafeli üç aylık kâr sunumları yerine, bilgi devriminin “herkese mutluluk” getireceğini ilan eden kendine özgü slayt gösterileri tercih ediyordu. Pandemi döneminde bir slaytta hayatta kalan girişimleri “Koronavirüs Vadisi”nden kaçan kanatlı tek boynuzlu atlar olarak resmetmişti.

Ne var ki Son’un içgüdüsü sık sık yanılıyordu. WeWork, sürücülü ulaşım şirketi DiDi, robotların pizza yaptığını vaat eden ortak girişim, köpek gezdirme için bir tür Uber kurmaya çalışan şirket; hepsi birer kara leke oldu.

2022 sonunda teknoloji piyasası durgunluğa girdiğinde Son kamuoyundan çekildi ve bir iç hesaplaşma dönemine girdi. Bu hafta verdiği röportajda o günleri şöyle anlatıyor: “Yeterli başarıya ulaşmadan yaşlandığımı hissediyordum. Neden hayatımı tatmin olmamış halde bitirmem gerektiğini soruyordum kendime.”

ChatGPT’nin yayınlanmasıyla simgelenen üretken yapay zekadaki büyük sıçramalar, onu eyleme geçirdi.

Üçüncü hayat: Her şeyi yapay zekaya yatırmak

Son, T-Mobile, Alibaba ve hatta Nvidia’daki devasa varlıklarını elden çıkararak parayı OpenAI’ye, veri merkezlerine ve robotik girişimlere aktardı. Daha önce kendine has özellikleri olan girişimcileri arayan ekipleri artık AI veri merkezi alanları, bu merkezleri besleyecek enerji kaynakları ve onları çalıştıracak çipleri bulmaya yönlendirdi.

SoftBank’ın OpenAI’ye yatırımı, özel bir şirkete yapılmış en büyük yatırım olma niteliği taşıyor: 2025’te 32 milyar dolar, 2026’da ek 30 milyar dolar olmak üzere toplam 62 milyar dolar. Buna Arm Holdings’in çip tasarımı, küresel veri merkezi planları ve robotik yatırımları eklendiğinde, SoftBank artık eskinin çeşitli girişim koleksiyonu değil, yapay zeka değer zincirinin her katmanına yerleşmiş dikey entegre bir güç.

Karmaşık finans mimarisinin gölgesi

Bu yükselişin altında dikkat çekici bir mali mühendislik yatıyor. SoftBank aynı anda hem OpenAI ve Arm’ın en büyük yatırımcılarından hem de bu iki şirketin en büyük müşterilerinden biri konumunda.

Şirket, Arm Holdings’teki payının şişen değerine karşı borçlanarak OpenAI’ye ciddi sermaye aktardı. Arm da bu döngünün diğer ucunda SoftBank’tan kazançlı çıktı: Mart ayında biten 12 aylık dönemde SoftBank, Arm’a açıklanmamış bir çip geliştirme projesi için 704 milyon dolar ödedi. Bu rakam, şirket dosyalarına göre Arm’ın gelir artışının yüzde altmışını oluşturuyor.

Aynı döngü OpenAI tarafında da görünür durumda. SoftBank 2025 başında, henüz piyasaya sürülmemiş “Cristal Intelligence” adlı bir ürün için OpenAI’ye yıllık 3 milyar dolar ödemeyi kabul etti. Yeni veri merkezi atılımının ilk açıklanan kiracısı yine OpenAI: 1,2 gigawatt’lık bir tesis için imzalanan kira sözleşmesinin piyasa fiyatları üzerinden yıllık değeri yaklaşık 2 milyar dolar.

Son’un kişisel hesabı da bu yapının içinde. SoftBank yönetim kurulu, CEO’sunun OpenAI yatırımında kullanılan 139 milyar dolarlık fonda kişisel pay sahibi olabilmesi için 3,1 milyar dolarlık bir kredi onayladı. ABD menkul kıymetler hukuku halka açık şirketlerin CEO’larına bu şekilde kredi vermesini yasaklarken, Japon hukuku altında bu mümkün. Anlaşma uyarınca SoftBank yatırımının önemli bir kısmından belirli bir getiri elde ettikten sonra Son, kârın yüzde 17,25’ini alacak.

“Balon değil, evrim”

Versailles’deki bir konferansta Macron’la ikinci kez buluşacağı altın salonda otururken Son, dot-com çöküşü ölçeğinde bir AI piyasası gerilemesinin “her an yaşanabileceğini” kabul etti. Ancak hararetli bir tonla şöyle devam etti: “Yarı iyi olanlar hep gidecek. Yarı inananlar hep gidecek. Hakiki inananlar ve hakiki değer yaratıcılar hayatta kalacak.”

İnternet gibi, AI devriminin de uzun vadede yalnızca büyüyeceğini düşünüyor: “Bu yüzden buna balon demiyoruz. Buna evrim diyoruz. Evrim bir kez gerçekleştiğinde geri dönmez.”

Olası bir AI sarsıntısının tayfun ya da deprem gibi olabileceğini söylüyor; ama güçlü olanların ayakta kalacağını ve “10 kat, 100 kat daha güçlü” hale geleceğini ekliyor. Tarih ona göre dot-com balonunda bunu kanıtladı: “Hayatta kalan 100 kat büyüdü.”

Versailles’i andıran malikane, Marcus Aurelius heykelleri

Son bugün yardımcılarının Versailles ile karşılaştırdığı yeni inşa edilmiş bir beaux-arts megamalikanesinde yaşıyor. İçinde 18 delikli kendi golf sahası ve aralarında Marcus Aurelius’un da bulunduğu tarihi figürlerin heykelleri bulunuyor. Napolyon hayranı olan Son, ziyaretçilerine Fransız imparatorunu konu alan sanat eserlerini gururla gösteriyor.

Üç hayat, üç balon, üç dönüş. Ve şimdi 68 yaşındaki yatırımcı, yapay zeka çağında “çok daha büyük balıkları” hedeflediğini söylüyor.

İnternet balonundan yapay zeka çağına uzanan otuz yılda Masayoshi Son tek bir şeyi sabit kıldı: hem yükselişlerin hem de çöküşlerin ortasında olmayı. Bugün Japonya’nın yeni teknoloji egemenliği ittifakının özel sektör ayağında duran kişi, kâh ağlayan kâh dünyanın en zengini olan adamın ta kendisi.

Hiçbir haberi kaçırmayın!

E-Bültenimiz ile gelişmelerden haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Başa dön tuşu