Rusya ile Rumların e-posta anlaşması, Putin muhaliflerini vurdu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yurtdışındaki muhaliflerin izini sürme noktasında elinden geleni ardına koymamakta kararlı. Putin, bu kararlılığıyla Batı demokrasilerinden kendine güçlü müttefikler bile bulmuş.

Atlanticcouncil.org’da konuyla ilgili bir yazı kaleme alan Maxim Eristavi, son haftalarda Avrupalı devlet adamları ile Rus yetkililer arasında gizli bilgilerin değiş-tokuşu anlaşmasına kurban giden Rus muhaliflerin hikâyelerini anlattı. Eristavi’ye göre kasım ayında Güney Kıbrıslı bir savcının e-postalarının sızdırılması, yükselen bir trendi ortaya koydu: “Kremlin, kendisine yönelik eleştirilerin izini sürme noktasında Batı devlerindeki kolluk kuvvetlerinde görev yapan müttefiklerinden yardım alıyor.”

Önde gelen genç Rus muhalif Nikita Kulachenkov’un 2016 yılında Güney Kıbrıslı yetkililer tarafından gözaltına alınması büyük gündem oluşturmuştu. O zamanlar bilinmeyen ise gözaltına sebep olan şeyin  Güney Kıbrıs ile Rusyalı yetkililer arasındaki e-posta değiş tokuşu olduğu idi.

İlgili haber>> Ruslar elektronik savaşa hazırlanıyor

Putin’in en büyük rakibi durumundaki Alexey Navalny’nin desteklediği adli tıp uzmanı aktivist Kulachenkov, 2014’te Rusya’dan kaçmaya zorlanmış ve AB üyesi olan Litvanya’dan siyasi iltica hakkı elde etmişti.  Rus yetkililer yokluğunda Kulachenkov’u mahkûm etmiş ve Interpol’den kendisini tutuklama talebinde bulunmuştu.

Kulachenkov, AB üyesi bir ülkeden iltica hakkı elde ettiği düşüncesiyle başka bir AB ülkesine seyahat etmekten endişe duymuyordu. Ancak ailesini görmek için gittiği Güney Kıbrıs’a iner inmez ellerinin kelepçelenmesi ile düşüncelerinin doğru olmadığını anladı. Kulachenkov bu küçük AB ülkesinde sonraki üç haftayı parmaklıklar ardında geçirdi. Güney Kıbrıs, Doğu Avrupalı ve Rusyalı oligarkların kara para aklama üssü olarak biliniyor.

Rum Başsavcı Vekili Eleni Loizidou, Kulachenkov’un Rusya’ya iade edilmesi için bir yerel mahkemede mücadele ediyordu. Loizidou, daha sonra basına sızan özel yazışmalarında yerel mahkemedeki meslektaşlarından Kulachenkov’un iadesinin yollarını araştırmalarını istiyordu. Bir dönem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hâkim olmaya çok yaklaşan Loizidou, Rus yetkilileri tutuklu hakkında bilgilendirmiş ve Ruslar gerekli evrakları gönderir göndermez tutukluyu iade etmeye hazır olduklarını söylemişti.

RUSLAR, INTERPOL’U SIKIŞTIRIYOR

Olayın uluslararası bir ilgi ile karşılaşması üzerine Rum yetkililer, Kulachenkov’un gitmesine müsaade etmişti. Fakat olay Avrupa Birliği’nin, Rusyalı muhalifler için güvenli bir merkez olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getirmişti. Kulachenkov şöyle anlatıyor: “Rus yetkililere yakın olduklarından şüphelendiklerim hariç, AB içinde seyahat etmeye devam ediyorum.”

Avrupa Birliği’nde siyasi iltica hakkı elde etmesine rağmen Kuachenkov hayatının geri kalan kısmında yeni bir ülkeye her gittiğinde kaygılı olacağını ifade ediyor.

Leonid Nevzlin, kamuoyuna sızan belgelerde adına rastlanan bir diğer Rusyalı muhalif. Kulachenkov’un kaderini yaşamaktan kıl payı kurtulmuş ve bunu avukatlarının tavsiyelerine uymaya borçlu.

Nevzlin 2000’lerin başında devletin ele geçirdiği Rus enerji holdinginin müşterek sahiplerinden biriydi. Ortağı Mikhail Khodorkovsky, siyasi suçtan dolayı 10 yıl hapse mahkum edilmişti. Nevzlin vergi kaçakçılığı, hırsızlık, cinayet ve cinayete teşebbüs suçlamalarının arasında Rusya’dan kaçıp İsrail vatandaşlığı elde etti.

Moskova Interpol’den ısrarla yakalama emri çıkartılmasını istemiş ancak istek siyasi olduğu gerekçesiyle reddedilmişti. O günden sonra yeni bir ülkeye her girişinden önce Nevzlin’in avukatları yerel kolluk güçleri ile iletişime geçerek Rusya’ya iadenin önüne geçmeye çalışıyor.

Aynı prosedürü 2017 yılında Güney Kıbrıs’ta da uygulayan avukatlar, yetkililere Nevzlin hakkında Rusya’da siyasi gerekçelerle yapılan suçlamalar ve Nevzlin’in güvenli geçişine onay veren ülkelerin bulunduğu uzun bir liste hakkında bilgi vermişti. Ancak Güney Kıbrıs’ın tanınmış savcısı Loizidou’nun kamuoyuna sızan e-postaları, savcının Nevzlin’in avukatları tarafından paylaşılan gizli bilgileri vakit kaybetmeden Rus yetkililere ilettiğini gösteriyordu. Nevzlin bunun üzerine Güney Kıbrıs ziyaretini ertelemişti.

Nevzlin, Maxim Eristavi yaptığı açıklamada kendisi gibi Rus muhalifler için durumun Kremlin’in yabancı kolluk kuvvetleri üzerindeki etki gücünü artırdıkça daha da kötüleştiğini söylüyor.

Rusya’ya yakın olduğu bilinen ülkelere gitme riskine girmeyeceğini anlatan Nevzlin, “Şu anda bu ülkelerin sayısı çok. Gelişmiş demokrasiler de buna dahil. İsviçre gibi ülkeler mesela” diyor. Nevzlin tam bu noktada Kremlin’in isteği üzerine banka hesaplarını donduran İsviçreli yetkililerle verdiği hukuk mücadelesinden bahsediyor.

Bir zamanlar dünyanın en güçlü petrol şirketlerinden olan Yukos’un eski avukatlarından Alexey Obolenets kendisi de İsrail’e kaçmış biri olarak şimdilerde birçok Rus muhalife yardım ediyor.

Kulachenkov ve Nevzlin’den ayrı olarak Güney Kıbrıslı yetkililerle bağlantılı birbirinin aynısı üç vaka anlatıyor. Sızdırılan yazışmaların içeriği 1951 tarihli Mülteci Sözleşmesi, 1957 tarihli ‘Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve bazı Interpol yasalarına aykırı durumlar teşkil ediyor.

Siyasi sığınma talep eden Rusların avukatı olarak görev yapan Obolenets, müvekkillerinin davalarına ilişkin gizli bilgilerin düzenli olarak Rus yetkililerin eline geçmesinden şikayet ediyor. Bu yüzden müvekkillerini sığınma ya da AB’de oturma müsaadesi aldıklarında kendileri ve aileleri hakkındaki kişisel bilgilerin kolluk kuvvetleri ve bazı AB ülkeleri ile Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Belarus gibi otoriter rejimlere ait gizli servis elemanları arasında paylaşılabileceği konusunda uyardığını anlatıyor.

Maxim Eristavi’ye göre son yıllarda muhalifler için Ukrayna ve Gürcistan gibi geleneksel olarak güvenli olan bölgelerde bile bozulma başladı. Azeri Muhalif gazeteci Afgan Mukhtarli Gürcistan’daki Azeri özel güçler tarafından kaçırılmış ve Bakü’deki işkencecilere geri gönderilmişti. Diğer bir Azeri muhalif Fikret Huseynli ise AB pasaportu olmasına rağmen Azerbaycan’ın talebi üzerine 6 aydan fazla bir süre boyunca Ukraynalı yetkililer tarafından rehin tutulmuştu. Ukrayna’daki Azeri diasporasının temsilcileri Kiev’den Bakü’ye yapılan siyasi gerekçeli iadelerin artık rutin haline geldiğini ifade ediyor.

Siber Bülten abone listesine kaydolmak için formu doldurunuz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*