Mahkûmları yeniden topluma kazandırmak için yapay zekâ kullanılabilir mi?

Geleneksel “We Robot” konferansı, her sene Amerika’daki çeşitli üniversitelerde “robot hukuku” anlayışı ile düzenleniyor.

Yale, Stanford, Harvard, Ottawa ve Washington Üniversiteleri’nden önemli çok sayıda hocanın makalelerini sunduğu konferans, bu yıl 12-14 Nisan tarihlerinde Stanford Üniversitesi’nde düzenlendi. Bu etkinliğin, Türkiye’de bu konu üzerine organize edilen konferanslardan farklı bir perspektife sahip olduğunu itiraf etmeliyim. Bu alanda faaliyet gösteren hem özel sektör çalışanlarının hem de akademisyenlerin katılımcılar arasında olması farklı fikirlerin ortaya çıkmasını sağladı.

12 Nisan’a, Stanford Fakülte Kulübü’nde sonraki günlerde yapılacak konuşmalar için ısınma turu niteliği taşıyan workshoplar ile başladık. Stanford Üniversitesi’nden  F. Daniel Siciliano’nun moderatörlüğündeki ilk workshop’ta Prof. Ryan Calo ve Rebecca Crootof robotlar konusunda ne gibi hukuksal düzenlemeler yapılabileceği üzerine konuştu. Konuşma esnasında soru da alınması workshop’ın oldukça interaktif geçmesini sağladı.

Burada özellikle teknolojinin hukuktan daha hızlı ilerliyor oluşunun bizi yeni hukuk kuralları oluşturmaya mecbur kıldığı üzerinde duruldu. Yeni düzenleme yapma mecburiyetinin en iyi örneğinin Uber olduğu vurgulandıktan sonra şunlar dile getirildi: Bu teknolojinin nükleer enerji kullanımı ile aynı tehlikeyi içeriyor olması robot hukuku ile ilgili düzenleme yapma ihtiyacı doğduğunu gösteriyor. Ancak bu düzenlemeleri yaparken metaforların da bir limiti belirlenmeli. Yeni teknolojiler dünyanın her yerinde işlevsel olduğundan düzenlemeleri de küresel bir bakış açısıyla yapmak gerekecek. Ancak her ülkenin farklı hukuki düzenlemeleri varken, uluslararası düzenleme yapmak özellikle “pazar” açısından sorun yaratabilir. Belli standartlar yaratıldığında ise uygulama ile birlikte uluslararası tüketici hakları ile ilgili düzenlemeler beraberinde gelebilir. Bulut uygulamalarındaki düzenlemeler ise bize bu konuda yol gösterici olabilir.

“We Robot” bu alanda çalışan ya da çalışmak isteyenlerin takip etmesini önerdiğim bir konferans serisi.

Birinci workshop’un ardından verilen öğle yemeği arasında değerli pek çok isimle tanışma ve robot hukuku hakkında sohbet etme fırsatını yakaladım. Özellikle TechPolicyLab ekibiyle yaptığımız sohbette mevcut projeleri konusunda yararlı bilgiler edindim.

Öğle yemeği ardından geçilen ikinci workshop’ta Oregon State Üniversitesi’nden Bill Smart ve Cindy Grimm algoritmaların nasıl çalıştığı, robotların sensörleri ile nesneleri nasıl tanıdığı ve makine öğrenmesi üzerine teknik bilgiler içeren değerlendirmeler yaptı. Dinleyicilerden birkaç kişiyi de davet edip makine öğrenmesinin nasıl çalıştığına dair uygulamalı anlatım yapılması bu etkinliği oldukça renklendirdi. Ardından verilen kahve arasında konuşmacılara soru sorma ve kendi aramızda görüşme fırsatı bulduk.

Günün son etkinliğinde ise F. Daniel Siciliano ve Robert J. Kovacev tarafında robotik teknolojilerin ekonomiye nasıl etkiler getireceğini ve bu alandaki teşviklerin nasıl artırılabileceği üzerinde duruldu. Sonrasında verilen kahve arasıyla birlikte katılımcılar üç ayrı tartışma grubuna ayrıldı. Ben değerli Ian Kerr, Ryan Calo ve Rebecca Crootof’un da bulunduğu insansız hava aracı grubuna dâhil oldum. Burada özellikle insansız hava aracı kullanımının görüntü kaydederek yaratacağı mahremiyet sorunları vurgulandı ve insansız hava araçlarının lisanslanmasının önemli olduğu belirtildi. Bu keyifli tartışma ortamıyla birlikte konferans dizisindeki ilk günü bitirmiş olduk.

13 Nisan günü, kahvaltı eşliğinde katılımcıların tanışması ve istişareleri ile başladı. Bu bölümdeki moderatör Kanada Senatosu’ndan Kim Pate idi. İlk makale sunumunu yapan Minnesota Hukuk Fakültesi’nden Francis X. Shen  cezaevlerindeki mahkûmların tekrar kazanılması ve sosyalleştirilmesinde yapay zekâ teknolojisinden nasıl faydalanabileceğimiz üzerine ilginç bir yaklaşım ortaya koydu.

Themis takma adıyla makalede, koğuştaki mahkûmlara arkadaşlık eden bir yapay zekâdan bahsettiğini dile getirdi. Themis, kendi kendine öğrenebilen bir yapay zekâ sistemi ve her gün ses teknolojisi vasıtasıyla mahkûmlarla iletişim kuruyor. Themis’in başlıca görevleri arasında tutuklulukla ilgili bilgi sahibi olmak, mahkûmların kendine ve başkalarına zarar verme riskini tanımlamak, psikiyatrik veya hukuki destek gibi süreçlerde yer almak ve gerçek bir koğuş arkadaşı gibi yakınlık kurmak bulunuyor. Yapay zekâ bu sayede sosyolojik açıdan suçların değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir yöntem olabilir; fakat kanaatimce mahkûmlardan edinilen bilgiler onları bir deney aracına dönüştürme riskini de barındırıyor.

Yale Üniversitesi’nden Rebecca Crootof’un  gelişmekte olan Nesnelerin İnterneti teknolojisinin yaratabileceği siber güvenlik sorunlarına, mahremiyet açıklarına ve yazılımsal kusurlardan kaynaklı zararlara değindiği ve özellikle fikri mülkiyet hakkının  ve tüketicinin korunmasına dikkat edilmesini vurguladığı sunumu katılımcılardan oldukça fazla soru aldı. Soruların ve yanıtların yönetilmesi konusunda moderatör olan ve Berkeley Hukuk ve Teknoloji Merkezi’nden gelen Sonia K. Katyal’ın kusursuz bir iş yaptığına değinmeden geçemeyeceğim.

Devamında on beşer dakikalık sunumlarıyla Stanford Üniversitesi’nden Mark Lemley, “Remedies for Robot” adlı makalesini; Cornell Üniversitesi’nden Karen Levy, “Robotruckers: The Double Threat of AI for Low Wage Work” adlı makalesini; Fasken Hukuk Bürosu’ndan Chelsey Colbert “Privacy Under the Hood: International and Domestic Data Protection Frameworks for Autonomous Vehicles” adlı makalesini ve Washington Üniversitesi’nden Madeline Lamo, “Anonymous Robot Speech” adlı makalesini anlattı.

Lamo, özellikle şunları dile getirdi: Günümüzde botlar her gün bizimle konuşuyor. Facebook’tan Twitter’a, çeşitli mesajlaşma uygulamalarına kadar iletişimi destekleyen pek çok platformda onları görmek mümkün. Botlar, oldukça eğlenceli araçlar olabilecekken kişileri manipüle ederek yanlış bilgi yayma suretiyle ciddi zarar verme potansiyeline de sahipler.

Öğle yemeğinden sonra ise Data& Society ekibinden Madeleine Elish yapay zekâ ve robotik teknolojinin insanların iş ve sosyal ilişkilerinde ne gibi yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda hazırlamış olduğu makalesini sundu. Elish’in sunumundan sonra Harvard Üniversitesi’nden Ling-Fei Lin, Uzak Doğu’da Endüstri 4.0’ın yarattı etkiler, insan ve robot arasında yaşanabilecek rekabet ve kültürün etkisi üzerine harika bir konuşma yaptı. Buradaki moderatör ise Stanford Üniversitesi’nden F. Daniel Sicillano idi. Ülkelerin izlediği politikaların teknolojiyi şekillendirmedeki rolüyle ilgili farklı bir bakış açısı vardı. Ling-Fei Lin’e göre özellikle sanayide robotik teknolojinin kullanımının ekonomiye yansımaları yakın zamanda yüzleşeceğimiz gerçekler arasında olacak.

Sonrasında verilen yarım saatlik ara ile birlikte Steptoe’dan Robert J. Kovacev’in moderatör olarak yer aldığı ve Surrey Üniversitesi’nden Ryan Abbott’un vergi hukuku ve otomasyon ile ilgili makalesi sunuldu. Ve devamından günün son makalesi olarak, ISHPI Information Technologies’ten Aaron Mannes gelişen otomasyonun ne gibi riskleri beraberinde getireceği ile ilgili oldukça ilginç noktalara değindiği makalesi üzerine tartışıldı.

İNSAN, ROBOTA ZARAR VERİRSE NE OLACAK?

14 Nisan Cumartesi, yine sabah 8’de kahvaltı ile başlayan konferans Jesso Woo, Ian Whittinton ve Ronald Arkin tarafından, akıllı şehirlerin nasıl tasarlanması gerektiği, robotların bu konuda ne gibi etkiler yaratacağı ve bu konudaki hukuksal düzenlemelerin nasıl şekilleneceği ile ilgili hazırladıkları makale üzerine konuşma yapıldı. Hayatımızın en hissedilir noktasına değinen ve gelişen teknolojinin yaşam alanlarımızı nasıl dönüştürdüğü konusunu vurgulayan etkileyici bir yazı olduğunu düşünüyorum. Özellikle bu konuda farklı uzmanlık alanları olan isimlerin imzasını taşıyan bir makale olduğu için kapsamlı bir bakış açısına sahipti. Akabinde benzer bir konu ile Winsdor Üniversitesi’nden Kristen Thomasen kamusal alanlarda robotların yaratacağı değişimi anlattığı makalesini sundu. Hukukun bu noktada kamusal alanları nasıl düzenleyeceğine dikkat çekti. Hükümetlerce izlenmesi gereken teknoloji politikalarına ışık tutan güzel bir sunumdu.

Sonrasında yarım saatlik sürede çeşitli girişimlerin çalışmalarını tanıttığı demolar seyredildi. Robotik teknoloji girişimlerinde bulunan kişilerin çalışmaları bana göre ilginçti ancak öğle yemeği öncesi olduğu için katılımcıların ilgisi biraz azdı. Demolardan sonra Ryan Calo, Ivan Evtimov , Earlence Fernandes, David O’Hair ve Tadayoshi Kohno, teknik ve hukuki konuların harmanlandığı, robotların hacklenerek kandırılabileceğini konu alan makalelerini sundular. Teknik bilgi de içermesi dolayısıyla günün en iyi makalesiydi diyebilirim. Keza en çok soru alan makalelerden biri de bu oldu. Soruların ardından ise, öğle yemeğine geçildi.

Öğle yemeği devamında, eğlenceli bulduğum, yapay zekânın etik değerleri üzerine bir çalışma yapıldı. Öncesinde biz katılımcılara eposta olarak gönderilen (böbrek nakli ihtiyacı olan kişiler arasında seçim yapmak ile ilgili idi) sorulara verdiğimiz cevaplar üzerine, eğer yapay zekâ bu total fikir ile hareket ederse etik sonuçlar elde edilip edemeyeceği ile ilgili bir çalışma yaptık ve çıkan sonuçlar ile ilgili verimli tartışmalar gerçekleşti.

Konferansın devamında, Miami Üniversitesi’nden Michael Froomkin, Ottawa Universitesi’nden Ian Kerr ve McGill Üniversitesi’nden Joelle Pineau yapay zekânın tıpta kullanımının sağlayacağı avantajlar ve yaratacağı muhtemel riskler konusunda özellikle doktorların sorumluluğuna dikkat çeken makalelerini sundular.

Yapay zekânın uygulamada öncelikli olarak karşımıza çıkaracağı etkilere vurgu yapan bir makale idi. Ben de yapay zekâ teknolojisinin sağlık sektöründeki kullanımına yönelik sorunlarla yakın zamanda karşılaşacağımızı düşünüyorum; bu açıdan hukuksal çözümler sunan bu makaleyi oldukça faydalı buldum. Ayrıca burada moderatör Stanford Üniversitesi’nden David M. Studdert idi, sonrasında katılımcıların soruları alınıp küçük bir ara verildi.

Brooklyn Üniversitesi’nden Christina Mulligan, robotların insanlara zarar vermesi karşısında hukukun nasıl bir yol izleyeceği ile ilgili olan makalesini anlattı ve video konferans yöntemiyle bağlanan MIT Media Lab’tan Kate Darling moderatör olarak yer aldı. Robotlara karşı verdikleri zarardan dolayı insanların intikam duyguları beslenmesinden, robotların yasal özne olarak değerlendirilmesine kadar çok ilginç başlıklara değinildi.

Robot-insan etkileşiminin sosyal etkileri, hem hukuksal hem de etik tartışmaların başlangıcı olduğundan merakla dinlediğim bir sunum oldu. Devamında konferansın son makalesi, Ryan Abbrott tarafından yapay zekânın buluşlarında patentlenebilirlik ve standartların belirlenmesi konusundaki makale idi. Güzel bir sunum olmasına rağmen konuşmacılar ve katılımcıların da yorulmuş olmalı ki soru soran olmadı. Stanford Üniversitesi’den Lisa Ouellette’nin moderatör olarak yer aldığı bu sunumdan sonra ise kapanış konuşması yapıldı.

Kısaca belirtmem gerekirse, “We Robot” bu alanda çalışan ya da çalışmak isteyenlerin takip etmesini önerdiğim bir konferans serisi. Amerika’dan, Kanada’dan ve İngiltere’den pek çok önemli akademisyenin ve avukatın katıldığı network yaratmak için harika bir ortamdı. Keza, sunulan makaleler de araştırma yapan kişiler için oldukça faydalı ve ufuk açıcıydı. Gelecek yılki “We Robot”u sabırsızlıkla bekliyorum.

Siber Bülten abone listesine kaydolmak için formu doldurunuz

Selin Çetin

Selin Çetin

2012 yılında Japonca eğitimi sonrasında hukuk fakültesine başladı. Jürging-Örkün-Putzar Rechtsanwalte (Almanya), Güler Hukuk Bürosu ve Ünsal&Gündüz Attorneys at Law' da staj yaptı. Japon dili sertifikası aldı. Ayrıca arabuluculuk- tahkim ve ceza hukuku gibi alanlarda sertifika programlarına katıldı.

Şu an İstanbul Barosu’nda yasal stajını yapmakta ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Büyük bir merakla, robotlar, yapay zeka ve onların hukuksal durumları ve problemler ile ilgili çalışmalar yürütmektedir.
Selin Çetin

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Selin Çetin

Selin Çetin

2012 yılında Japonca eğitimi sonrasında hukuk fakültesine başladı. Jürging-Örkün-Putzar Rechtsanwalte (Almanya), Güler Hukuk Bürosu ve Ünsal&Gündüz Attorneys at Law' da staj yaptı. Japon dili sertifikası aldı. Ayrıca arabuluculuk- tahkim ve ceza hukuku gibi alanlarda sertifika programlarına katıldı.

Şu an İstanbul Barosu’nda yasal stajını yapmakta ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Büyük bir merakla, robotlar, yapay zeka ve onların hukuksal durumları ve problemler ile ilgili çalışmalar yürütmektedir.
Selin Çetin