Amerika’nın kriptologlarını yetiştiren gizli okulun hikayesi…

Amerika’da 1965 yılından bu yana “gizli bir okul” ülkenin en önemli kriptologlarını eğitiyor. Bugün Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) insan kaynağını büyük bir bölümünü oluşturan bu okul, zamanın ve dönemin ihtiyaçlarına göre de eğitim müfredatını güncelliyor. 2006 yılında “siber” kelimesinin hiç anılmadığı bu okulda bugün siber güvenlik dersleri, sadece bu alan için açılmış yeni bir enstitüde veriliyor.

İşte dünün kriptologlarını bugünün ise siber güvenlik uzmanlarını yetiştiren okulun hikayesi:

Leonard Reinsfelder’in eşi, bir gün alışverişten dönerken aracında bir not bulur. Notta “Kocanızın bizi aramasını sağlayın. Sanırım ondan faydalanabiliriz” yazmaktadır. Notta bir de telefon numarası vardır, başka bir işaret ya da yazı bulunmamaktadır.

İLGİLİ HABER >> İSRAİL HACKER OKULUNDA SİBER SAVAŞÇILAR YETİŞTİRİYOR

Reinsfelder’in, Amerikan istihbarat dünyasının ve Ulusal Güvenlik Ajansı’nın adeta koleji gibi çalışan Ulusal Kriptoloji Okulu’ndaki kariyeri işte böyle başlar. Bir lisede İspanyolca öğretmeni olan Reinsfelder, nasıl olacağını bilmediği bu işi kabul eder; içeri girene ve güvenlik kontrolünden geçene kadar ona hiçbir şey anlatmazlar.

Ulusal Kriptoloji Okulu, başka hiçbir okula benzemeyen bir okul. Çok ama çok özenli bir şekilde korunuyor, özellikle yeni başlayanların sınıflarına ulaşabilmesi için bir dizi kontrol noktasını geçmesi gerekiyor. Bu okulda – elbette çok gizli olduğu için – eve götürecek ev ödevi de verilmiyor.

Okula ne cep telefonu ne de bilgisayar getirebiliyorsunuz, bu yüzden teneffüs alanları da size sürreal bir his veriyor. Okulda bazıları iş için kullanılmak üzere güvenli sabit hatlar, ailelerle iletişim için de güvenli olmayan sabit hatlar bulunuyor.

İLGİLİ HABER >> İNGİLTERE’DE KRİPTOLOMA YASAĞI NEDEN UYGULANAMAZ

Ve okulun hiç de alışılmadık bir misyonu bulunuyor: İşleri ülkeyi korumak olduğu için hızlı şekilde ortaya çıkan tehditler ve teknolojinin önüne geçmeleri gereken insanları eğitmek.

NSA son yıllarda her türlü bilgiye eriştiği ve bu bilgileri topladığı için sert şekilde eleştiriliyor; bu aynı zamanda bazılarını da korkutuyor: ulusal güvenlik ve mahremiyet üzerindeki tartışmanın parlama noktası da burası. NSA aynı zamanda çok büyük ve şu anda Washington bölgesinin en büyük işvereni konumunda. Ve bütün bu çalışanların öğrenmeye devam etmesi gerekiyor.

Şu anda Ulusal Kriptoloji Okulu’nun müdürü olan Reinsfelder, bu hafta ülkenin tarihini yansıtan ve eğitimcilerinin değişen dünyaya cevap vermeye çalıştığı bir eğitim programını adapte ettikleri okulun 50. yıldönümü kutlamalarına da öncülük etti.

George Washington Üniversitesi Siber ve İç Güvenlik Merkezi Direktörü olan Frank Cilluffo, ülkenin güvenliğinin sağlanmasında okulun çok önemli bir rol üslendiğini söyledi. Okulun yıldönümü etkinliklerinde bir konuşma yapan Cilluffo, istihbari bilginin en üst düzeyde politika yapıcıları arasında ne kadar çok etkiye sahip olduğundan bahsetti: “Yaptıklarını derinden ve fazlasıyla takdir ediliyor. Sizler sessiz savaşçılarsınız. Sizin hem üniformalılarınız hem de sivilleriniz, siz hayat kurtarıyorsunuz” dedi.

Ulusal Kriptoloji Okulu’nun geçmişi, 1965 yılının öncesine kadar uzanıyor, hatta Cilluffo’nun dediğine göre Amerikan Devrimi’ne kadar gidiyor.

George Washington’un, Amerika’nın ilk istihbarat şefi olduğunu söyleyen Cilluffo, Washington’ın adamlarının İngiliz askerlerinin mesajlarını yakalamayı ve onları kandırmayı öğrendiklerini söylüyor: “George Washington, şifreler ve parolalar dahil sofistike bir simsarlık yapmıştı” Cilluffo’ya göre Washington, savaştan sonra istihbaratın zaferdeki önemini ortaya koymuştu, bu iki savaş için de geçerliydi.

İLGİLİ AB

10 yıl önce NSA’e bir analist olarak katılmış bir isim olan NSA tarihçisi David Hatch, bazı insanların başka hiç kimsede bulunmayan yeteneklere sahip benzersiz bir iş yaptıklarını fark etmelerinin İkinci Dünya Savaşı sonrası döneme rastladığını söylüyor. NSA büyüdükçe, yöneticileri askerler gibi tamamen farklı daha resmi bir eğitim ve yetiştirme programına ihtiyaç olduğunu fark etmişler. Aynı zamanda bir gölge ajans olan NSA 101’e katılacak olanlar için yeni derslere ihtiyaç duymuşlar.

İlk günlerde sadece sekiz eğitim müfredatı bulunuyormuş. Analistler, bir iletişim ağı diyagramı çizmek için bir kalem, bir kağıt ve üzerinde üç deliği olan – Daire, küçük daire ve dikdörtgen – basit bir cetveli kullanıyorlarmış.

Ders kitapları; radyo dalgalarının yayılması, sinyal analizi veya dil üzerine elle veya daktilo ile yazılmış ağır ciltli kitaplardan oluşuyormuş.

Hatch, şimdi modası geçmiş olsa da okulun bilgisayar teknolojisi alanında da erken öncülerden biri olduğunu söylüyor.

Dersleri efsane kriptologlar (elbette okuldakilere göre) veriyormuş, tıpkı İkinci Dünya Savaşı’na kadar dünyaca ünlü bir flüt sanatçısı iken daha sonra bir hobi olarak uğraştığı şifre ve kodlar oldukça önem kazanan adam gibi. Hatch’in anlattığına göre Lambros Callimahos eksantrik olmak için çok çaba sarf ediyordu; bir bere ve Paris polisinin şapkalarından giyiyordu, normal İngiliz çayı içiyordu ve öğrencilerini bir tür tütün içmeye (enfiye) teşvik ediyordu. Tamamen hayali bir ülke uydurmuştu, bu ülkenin bir tarihi, siyaseti, dili ve öğrencilerinin izleyebileceği onlarca kripto sistemi vardı. Başbakan olarak tanıttığı bir portre vardı – göz alıcı bir askeri üniforma giyen bu kişi Callimahos’un kendisine de çok benziyordu. Bazen şöyle sorular sorabiliyordu: “16 Aralık tarihinin kriptolojik anlamı nedir?” Verdiği ders oldukça zordu. Hatch’in bir arkadaşının anlattığına göre eğer yere bir kalem düşürürse onu yerden almaya cüret etmezdi, aksi takdirde 3 kripto sistemini kaçırmış olurdu.

Hatch’a göre Callimahos, görevinin ne kadar ciddi olduğunu anlamıştı ama aynı zamanda “Eğlence için neler yapılabileceğini de iyi biliyordu.”

Önceki öğrencileri, derslerde sadece kendilerine yeni yetenekler öğretilmediğini; tamamen yeni düşünme yolları öğrendiklerini belirtiyorlar. Bir tanesi gün sonunda kafasının zonkladığını belirtiyor.

İLGİLİ YAZI >> KRİPTO SAVAŞLARI

Ulusal Kriptoloji Okulu’nun her zaman hızlı ve uyanık olması gerekiyordu, Soğuk Savaş dönemlerinden Vietnam savaşına veya 1980’li yılların başlarında Orta Amerika’daki gerilimlerden – Reinsfelder işte bu dönemde okulun İspanyolca programını başlatmak için okula getirilmişti- Berlin Duvarı’nın yıkılışından 1 Eylül saldırılarından IŞİD’e kadar değişen taleplere hızlı şekilde adapte olması gerekiyordu. Şimdi bu değişiklikler daha hızlı yaşanıyor.

2006 yılında okulda enformasyon teknolojileri dersi verildiği sırada “siber” olarak nitelenen herhangi bir şey yoktu. Şimdi ise okulda siber güvenlik ve siber operasyonlara odaklanmış ayrı bir enstitü bulunuyor.

Okul idarecileri okulda verilen 1300’den fazla dersin sadece uydu kampüslerinde değil güvenli bağlantılar üzerinden online olarak da dünyanın her tarafında verilebildiğini belirtiyor.

Okulun Müdür Yardımcısı James Aldrich, en genç çalışanlarıyla düzenli toplantılara başladıklarını belirtiyor; çünkü öğrencilerin sürekli gelişen yöntemlerle öğrendiklerinin farkına vardıklarını anlatıyor. Bazen de öğrencilerin bir hafta önce hiç olmayan bir uygulama üzerinden de öğrenebildiklerini aktarıyor.

İLGİLİ HABER >> NSA SİZİ DİNLİYORSA SİZ DE ONLARLA KONUŞUN

Kendilerinin de ileriyi düşünmeleri gerekiyor. Okul, Dakota Devlet Üniversitesi ile işbirliğine gitmiş; böylece özellikle liseden sonra hemen askere katılan çalışanlar siber operasyonlar konusunda üniversite derecesine sahip olabiliyorlar. (Ulusal Kriptoloji Okulu’ndaki bazı derslerin akademik denkliği de bulunuyor, böylece öğrenciler başka yerlerde öğrenimlerini sürdürebiliyorlar. Okul, Mesleki Eğitim Konseyi tarafından 25 yıldır akredite ediliyor; bazı dersler de Amerikan Eğitim Konsey’i tarafından onaylanmış.)

Okul; kritik derecede ihtiyaç olan Arapça, Çince, Hintçe, Farsça, Portekizce, Rusça, Swahilice, Türkçe, Urduca, Korece gibi dil eğitim programlarını teşvik için ülke genelindeki diğer okullar ve üniversiteler ile birlikte çalışıyor. İşte Reinsfelder bu yüzden kendisini bir gün Delaware’de birinci sınıfta Mandarince konuşan küçük çocukların ortasında buluvermiş.

NSA, genç çocukların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik yetenekleri edindiklerinden emin olmak istiyor. Reinsfelder, California’da bu yaz gerçekleştirilen – ülke genlindeki onlarca kamptan sadece bir tanesi – bir kampta düşük gelirli ailelerden gelen kız çocuklarının “evlerine gerçekten çalışan 65 dolarlık Raspberry Pis bilgisayarıyla gittiklerini” söylüyor. Aynı zamanda droneların nasıl hackleneceğini de öğrendiklerini anlatıyor.

İLGİLİ HABER >> YAZ KAMPLARINDA ARTIK İZCİLER YOK, HACKERLAR VAR

Ve elbette Ulusal Kriptoloji Okulu’nun Maryland’da bulunan eski bir depoyken sıkıcı bir monotonlukla (ön tarafında acayip bir çeşme ve akan suyun içinde plastik bir ördek var) akademik bir binaya dönüştürülmüş merkezinde dersler devam ediyor

Geçtiğimiz hafta bir gün kamuflaj üniformaları ve sivil kıyafetler giymiş erkek ve kadınlardan oluşan bir grup güvenlikten geçti, birbirine benzeyen koridorlardan ve gri renkli kapılardan geçerek bilinçli bir şekilde içeri girdiler.

Bunlar öğrenciler olabilir mi?

Mümkün. Hatta büyük ihtimal. Ama bu emin olunması gereken bir durum.

Siber Bülten abone listesine kaydolmak için formu doldurunuz

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.