Rusya’nın sinyal krallığı ile İsrail’in siber casusluk şirketleri arasında Türk İHA’ları

Kıbrıs geçtiğimiz asırlarda olduğu gibi 21. yüzyılda da dünyanın en kadim medeniyetleri arasındaki coğrafi konumu gereği uluslararası istihbarat çekişmesinin önemli merkezlerinden biri olarak kalmaya devam edecek gibi gözüküyor.
Geçtiğimiz ay yaşanan iki gelişme Kıbrıs’ta istihbarat savaşlarının boyutunu gözler önüne seriyor.
16 aralık günü sadece Türkiye’nin son yıllarda büyük gelişme gösterdiği İnsansız Hava Aracı (İHA) endüstrisi için değil aynı Akdeniz’deki istihbarat savaşları için de önemli bir gündü çünkü 16 Aralık’ta KKTC’nin Geçitkale havalimanına Türkiye’de üretilen TB2 modeli ilk insansız hava aracı indi. Kıbrıs’taki yeni hava üssümüz olan ve İHA’ların konuşlandığı Geçitkale’nin doğuda İsrail’den batıda Girit adasına kadar olan bölgeyi kontrol etmesi hedefleniyor. Özellikle Rusya’nın Humeymim üssi ile Akdeniz’deki varlığını artırdığı bir dönemde Türkiye’nin ortaya koyduğu İHA hamlesi Libya mutabakatı ile birlikte düşünüldüğünde büyük önem arz ediyor. Rusya’nın ‘sinyal krallığı’ olarak da bilinen üs geçtiğimiz yaz bölgedeki hava trafiğini etkileyecek ölçüde güçlü sinyaller yaydığı haberi ile gündeme gelmişti. Humeymim üssünün Türk İHA’larını da gözetim altından tutacağından kimse kuşku duymuyor.

Anarchist Türk İHA’larını da izleyecek mi?

Kıbrıs’ın istihbari açıdan ne kadar önemli olduğunu gösteren bir başka haberi de biz eski NSA çalışan Edward Snowden’ın sızdırdığı gizli belgelerden edinmiştik. 2016’da ortaya çıkan 2010 tarihli belgelere göre İngiltere’nin Kıbrs’ta bulunan üssü sayesinde İngiliz sinyal istihbarat servisi GCHQ, bölgede faaliyet gösteren İsrail drone’larını “Anarchist” operasyonuyla izlemeye almış ve bilgileri NSA ile paylaşmış. Kıbrıs’ın Trodos dağlarında yer alan ve Doğu Akdeniz havzasından sorumlu olan İngiliz hava üssünün silahlı insansız hava araçlarına müdahalede bulunduğu da belgelerde yer alan bilgiler arasında.

Siber casus şirketleri cirit atıyor

Tal Dilian

Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan bir başka haber Ada’nın sadece sinyal isthbaratı açısından değil siber casusuluk açısından da kadar ısındığını gösteriyor. İsrail askeri istihbaratında üst düzey görev yapmış Tal Dilian’ın CEO’su olduğu casus yazılım şirketi WiSpear’in 3 elemanı hukuk dışı gözetim operasyonları gerçekleştirdikleri gerekçesiyle tutuklandı. Dilian’ın şirketi fiyatı 5 ila 9 milyon dolar arasında değişen ‘dört ayaklı siber casuslar’ üretip satıyordu. Diğer bir deyişle Dilian ‘van’ adı verilen araçları teknolojik donanımlar sağlayarak 500 metre menzilinde bulunan dijital cihazları hackleyip WhatsApp mesajlarından adres defterine kadar bilgilerini çalabiliyor.

İsrailli istihbaratçı muhtemelen şimdi pişman olduğu bu habere konu olmuş.

NSO’nun da Güney Kıbrıs’ta müşterileri var

İsrail, istihbarat ve siber deyince NSO’yu anmadan geçmek olur mu? WhatsApp üzerinden telefonlara sızarak her türlü bilgiye erişim sağlayan casus yazılım Pegasus’u geliştiren NSO geçtiğimiz günlerde Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın suikastındaki rolü nedeniyle gündeme gelmişti. Kıbrıs ile ne ilgisi var derseniz? Mart ayında Kıbrıslı Rum bir avukat olan Christiana Markou NSO’nun Pegasus’u sattığı iki Kıbrıslı şirketin mağdur ettiği kişilerin haklarını savunmak için NSO’ya dava açmıştı. Davanın ardından Markou’nun başına gelenler daha da enteresan. İnsan hakları konusunda uzmanlaşan avukat bir üniversitede ders vermesi için Londra’dan bir davet alır. Dersi Skype üzerinden vermek istese de karşı taraf bizzat tanışmak istediklerini söyler. Londra’daki görüşmede konu birden NSO davalarına gelir, Markou şüphelendiği için doğru cevaplar vermez ve ilk uçakla ülkesine geri döner. Daha sonra çıkan haberler ortaya koyuyor ki, NSO’nun başına dert açanların peşine İsrailli eski istihbaratçıların kurduğu Black Cube şirketi takılıyor.
İsrailli casus yazılım şirketlerinin Ada’yı mesken tutmasının nedenlerinden bir tanesi Güney Kıbrıs’ın sağladığı bazı vergi avantajları. Bu avantajlar sayesinde GKRY tarafında kurulan şirketler özellikle Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine siber silah ihraç edip siber casusuluk hizmeti verebiliyor.
Rum tarafındaki bu hareketlilik Ada’nın güney tarafından bu kadar etkin olan İsrailli siber güvenlik şirketleri acaba Kuzey’de ne kadar faaller? Resmi olarak olmasa bile gayri resmi ilişkileri konusunda bir çalışma yapılmış mıdır? gibi soruları akla getiriyor.

Siber Bülten abone listesine kaydolmak için formu doldurunuz

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.