STEM: Sanat ile Bilimi Buluşturmak

STEM ifadesini artık daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Üzerinde konuşulmaya ve tartışılmaya ihtiyacı olan bu sistemi masaya yatırmanın ve bazı soruları yöneltmenin tam zamanı:

“Neden STEM?”

Tarih boyunca devletlere yön veren en önemli unsur bilimsel gelişmeler olmuştur. Teknolojik buluşlar ve yeni bilimsel olgular çağ açıp kapatmış, ve her defasında insanoğlu inanılmaz bir hızla yeni hedeflere doğru yönelmeye başlamıştır. Eski çağlarda sistematik bir eğitim sisteminin olmadığını ve herkesin bu imkana erişemediğini göz önünde bulundurunca akla “Nasıl?” sorusu geliyor. Bu durum etraflıca incelendiğinde ise birinci elden denemenin, gözlemlemenin ve tecrübe etmenin oynadığı rol çok açık bir şekilde görülmekte. Bu da demek oluyor ki bizler; deneme ve tecrübe etme imkanlarını arttırmalıyız ki hedeflerimiz doğrultusunda daha emin, daha güçlü adımlar atabilelim ve dünyamızı değiştirme yolunda ilerleyebilelim. STEM modelini incelediğinizde en temel yapıtaşlarından birinin “hands-on” öğrenme, yani birinci elden tecrübeye dayalı öğrenme modeli olduğunu görebilirsiniz.

İlgili yazı >> STEM ile kuyu köpeği kurtarmak

“Science, Technology, Engineering, Mathematics”, bu başlıkları incelediğimizde şöyle bir ilişki görüyoruz: Teknoloji, mühendislik çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan gelişmeler bütünüdür. Mühendislik bilimsel faaliyetlerin, somutlaşma ve günlük hayatımıza adapte olma sürecidir. Ve son olarak da bilim dili, matematiktir. Yani eğitim sistemi olarak benimsenmekte olan bu model, aslında bilim-teknik gelişme sürecinin tamamını kapsayan, aralarındaki köprünün görülmesini ve geçilmesini sağlayan yani “disiplinler arası” öğrenmeyi ve gelişmeyi esas alan bir süreci kapsıyor. Peki neden bu kadar önemli bilim dalları arasında geçiş yaparak, bir bütünü görerek öğrenmek ve çalışmak? Şu an teknolojiye yön veren ve önümüzdeki yıllarda daha da çok duymaya başlayacağımız IoT yani nesnelerin interneti, giyilebilir teknoloji, big data gibi yeni alanları incelediğimizde, hepsinin de disiplinler arası düşünebilme ve ürün geliştirebilme becerilerinin sonucu olarak ortaya çıktığını görebiliriz.

“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır.” Cumhuriyetimiz bu ilkelerle kuruldu ve bizlerin en temel en önemli görevlerinden biri de bu ilkeleri ilelebet yaşatmak. Bu durumda bilimin gelişimini anlayabilmek, özümseyebilmek ve takip edebilmek için en önemli basamaklardan biri de yeni jenerasyonları anlayabilmekten geçiyor. Teknoloji çağı çocukları olan ve eskiye kıyasla bilgiye ulaşabilme imkanı inanılmaz derecede artmış olan bizlerin, küçük yaşlardan itibaren bulunduğumuz çağın esaslarına yönelik bir eğitim sistemi içerisinde yer alabilmek, Mustafa Kemal Atatrük’ün ilkeleri doğrultusunda atmamız gereken en önemli adımlar arasında geliyor. Bu durumda, felsefesi ve yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda en doğru ve en güçlü modelin, STEM modeli olduğu anlaşılıyor.

İlgili yazı >> Liseli bir girişimcinin Silikon Vadisi anıları

Tabi ki tüketen konumundan üreten konumuna geçebilmek için, tükettiklerimizi iyi anlamak ve bunlara yeni değerler katmak hayati rol oynuyor. “Güzel sanatlarda muvaffak olmak, bütün inkılaplarda başarıya ulaşmak demektir. Güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaklardır.” Cumhuriyetimizin esaslarından bir diğeri olan sanat hususuna da gereken önemi vermek, geleceğimizi biçimlendirebilmemiz için özümsememiz gereken olmazsa olmazlar arasında. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik, her alanın en önemli gereksinimlerinden biri de, estetik görebilmek, düşünebilmek ve üretebilmek. Hem sanatın hem bilimin doğayı anlayabilmek ihtiyacından doğmuş olduğunu düşünecek olursak, aralarında ne kadar kuvvetli bir ilişki olduğunu anlayabiliriz.  Bu noktada “STEM” konseptine son zamanlarda dahil edilmeye başlanmış olan Art(sanat) ile STEM sürecini STEAM’e çevirebilmek bilim yolunda ilerlenmesi için atılması gereken bir sonraki adım durumunda.

 

5 total views, 1 views today

Berk Sürücü

Berk Sürücü

Berk Sürücü Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi’nde öğrenim görmektedir.

2011 yılında İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi Genç Bilim Adamı Yetiştirme Programı'na seçilen Sürücü, üç yıl program bünyesinde matematik, felsefe ve bilim üzerine eğitimler aldı.

Girişimcilik konusunda Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği bünyesinde Ulusal Gençlik Parlamentosu'na katılan Berk Sürücü burada pazarlama-para-siyaset ilişkileri üzerinde çalıştı.

Örgün eğitimin dışında dışardan aldığı eğitimlere 2014 yılında Club Silicon Valley’de devam eden genç girişimci Silikon Vadisi'nde geçirdiği 2 haftalık süre boyunca dünya çapındaki teknoloji şirketleri ve üniversitelerde bulunma şansını yakaladı. Eğitim sonunda 54 saatlik bir hackathon çalışmasında ekibiyle beraber geliştirdiği proje sayesinde "Young Entrepreneurs"/Genç Girişimciler ödülünü kazandı.

Sürücü 2015 yılında Microsoft bünyesinde Açık Akademi Yaz Okulu’nda 1 ay staj yaptı. Staj sonrasında Microsoft Student Partner olarak halen çalışmalarına devam ediyor.

Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği bünyesinde gönüllü olarak eğitmenlik yapan Sürücü, Türkiye Vodafone Vakfı işbirliği ile yürütülen “Yarını Kodlayanlar” projesi altında farklı illerde 7-14 yaş aralığındaki çocuklarla bir araya gelerek yazılım ve algoritmik düşünce üzerine eğitimler vermekte.
Berk Sürücü

Latest posts by Berk Sürücü (see all)

Yazıyı PaylaşTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on LinkedIn6Share on Google+0Email this to someonePrint this page

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*