“Teröristlerin sanal parayı istismar etmemesi için tedbir alınmalı”

Sanal Paraların Teröristlerce Kullanımı isimli rapor Yeni Bir Amerikan Güvenliği Merkezi (The Center for a New American Security – CNAS) araştırmacıları Zachary K. Goldman, Ellie Maruyama, Elizabeth Rosenberg, Edoardo Saravalle ve Julia Solomon-Strauss tarafından kaleme alınmış, Mayıs 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

Raporun odağında son yıllarda kullanım oranı ve sayısı hızla artan sanal paraların terörizmin finansmanında kullanılmasının oluşturacağı potansiyel tehdit ve riskler vardır. Raporda sanal paraların terörizmin finasmanı açısından oluşturduğu tehdit ve riskler ifade edildikten sonra bu tehditlerle mücadelede izlenmesi gereken stratejilere ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.

Sanal paralar, internet altyapısının olduğu herhangi bir yerden kolayca erişilebilen, kullanılabilen, çevrimiçi hesaplarda saklanabilen ve kullanımı sırasında kullanıcı kimliğini açığa çıkaracak verilerin bazı sanal para birimleri itibariyle ileri derece şifreleme yöntemleriyle şifrelendiği para birimleridir. Sanal paraların bu özellikleri siber suçluları ve teröristleri cezbetmektedir. Sanal paraların terörizmin finansmanında kullanılmasının oluşturacağı tehdit ve riskleri azaltmak için özel sektör ve kamu kurumlarının işbirliği yaparak hızlı ve etkili tedbirler almaları gerekmektedir.

Rapor altı bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmı ile başlayan raporun ikinci bölümünde ortaya çıktığı günden bugüne değişen ve gelişen sanal paranın mevcut görünümü, üçüncü bölümde sanal paraların sunduğu imkanların teröristlerce istismar edilmesi, dördüncü bölümde sanal paraların illegal amaçlarla kullanılmasında bir gelecek projeksiyonu olarak siber suçlular ve teröristler karşılaştırması, beşinci bölümde sanal paraların teröristlerce kullanılması ile mücadelede izlenecek siyaset ve düzenleyici çerçeve ele alınmış olup sonuç ve öneriler bölümü ile rapora son verilmiştir.

  1. Bölüm: Giriş

Bu bölümde, sanal paraların siber suçlulular ve teröristler tarafından illegal amaçlarla kullanılması neticesinde bu para birimlerinin güvenlik açısından nasıl bir stratejik tehdide dönüşeceği konusunda ve sanal paraların piyasa değeri, akışkanlığı, diğer döviz kurlarına çevrilebilirliği ve kullanım kolaylığı hakkında bilgiler verilmiştir.

Sanal para birimleri ilk olarak Gazze’de bazı silahlı gruplarca çevrimiçi finansman sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Bununla birlikte son yıllarda IŞİD, El Kaide gibi terör örgütlerinin de ilgisini çekmeye başlamıştır. IŞİD destekçilerinin aktif bir şekilde sanal para birimlerini kullandığı bilinmektedir. Bununla birlikte münferit vakalarda yani spesifik olaylarda terör örgütlerinin sanal paraları ne ölçüde kullandığına ilişkin yeterli bilgiye sahip değiliz.

Sanal paralar diğer adıyla kripto paralar, yapısal özellikleri ve şifreleme teknikleri itibariyle kolluk birimlerinin sanal para kullanıcılarını tespit etmelerini, sanal paralarla yapılan illegal bir işlemi takip etmelerini oldukça zorlaştırmaktadır. Bu durum teröristlerin ve siber suçluların sanal para birimlerini benimsemelerine yol açmaktadır.

Sanal paraların transferi için herhangi bir internet altyapısına sahip olmak yeterli olmaktadır. Para transferi için banka ve benzeri aracı kuruluşlara ihtiyaç duyulmaması, gizliliği ve güvenliği artırmaktadır. Bu durum teröristler için oldukça önemli avantajlar sunmaktadır. Son olarak sanal paraların merkezi olmayan dağıtık bir yapıda olması ve arkasında düzenleyici bir kuruluşun olmaması kolluk birimlerinin sanal para hesaplarını takip etmelerini oldukça zorlaştırmakta, bu durum hesap güvenliğini artırmaktadır.

9/11 saldırıları sonrasında terörizmle mücadelede önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Terörizmin finansmanı ile mücadelede ‘parayı takip et’(following the money) konsepti ile terörizmin finansmanına yönelik etkili tedbirler alınmış ve ulusal ve uluslararası düzeyde siyasal ve düzenleyici yapıların terörizmle mücadelede izlediği kolektif stratejiler ile başarılı bir mücadele ortaya konulmuştur. Bununla birlikte IŞİD gibi teknolojiyi etkili bir şekilde kullanmaya çalışan bir terör örgütünün ortaya çıkması ve sanal paraların terörist gruplarca kullanılması potansiyeli terörizmle mücadeleyi yeni bir safhaya taşımıştır.

Yukarıda ifade ettiğimiz terörizmin teknoloji ile ilişkili yeni formunun sebebiyet vereceği stratejik tehditler,

  • Terör örgütlerinin, IŞİD ile ortaya çıkan yeni bir gelişme olarak belirli bir toprak parçası üzerinde hakimiyet kurması durumunda bu alan üzerinde mali işler için geçerli olacak alternatif para birimi olarak sanal paraları tercih etmeleri,
  • Yalnız kurt (lone wolf) saldırılarının (bu saldırılar bireysel özellikler taşıdığından güvenlik birimlerince tespiti ve engellenmesi oldukça zorlaşmaktadır) ve benzeri terör eylemlerinin sanal para birimleri ile finanse edilmesi gibi risklerdir.

Terör örgütlerinin sanal para birimlerini keşfetmekle birlikte henüz önemli ölçüde kullanmadığı, teröristlerin sanal para birimlerini etkin bir şekilde benimsemesi ve kullanmasının potansiyel bir tehdit olduğu ABD’nin 2015 yılı ‘Ulusal Terörizmin Finasmanı Risk Değerlendirme’ raporunda ifade edilmiştir.

Terör örgütlerinin bulundukları/yerleştikleri bölgelerde sanal para birimlerinin kullanılması için gerekli finansal altyapının ve telekomünikasyon altyapısının yokluğu ve teröristlerin sanal paraları kullanmak için gerekli teknik bilgiden yoksun olmaları, siber suçlulara nazaran sanal para birimlerini tam olarak benimsememelerine ve kullanmamalarına yol açmıştır. Bununla birlikte IŞİD’in sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanması ve Hizbullah’ın drone teknolojisini kullandığına ilişkin veriler terör örgütlerinin teknolojinin diğer alanlarında etkinliğini sürdürdüğünün bir kanıtıdır.

Teröristlerin sanal para birimlerini siber suçlular kadar benimsememesinin bir diğer sebebi, terör örgütlerinin sanal para birimlerini, siber suçluların illegal ticaret (uyuşturucu, silah vb.) amacıyla Deep Web üzerinde çeşitli platformlarda(pazarlarda) kullandığı ekosistemden farklı bir ekosistemde kullanmasıdır. Son ve en önemli gerekçe ise terör örgütlerinin hala lisanssız ve izlenmeyen çeşitli servisler aracılığıyla para transferi yapabilmesi ve bu durumun da sanal paraları gereksiz kılmasıdır.

Sanal para birimlerinin teröristlerce zaman içerisinde benimsenip yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanması neticesinde bu tehditle etkili bir şekilde mücadele edebilmek için etkili ve dinamik tedbirler alınması gerekmektedir. Finansal kuruluşlar, düzenleyici kuruluşlar ve kolluk ve istihbarat birimlerinin işbirliği içerisinde çalışarak sanal paraların teröristlerce kullanımına ilişkin kolektif bir mücadele ortaya koyması neticesinde bu tedbirler alınabilecektir.

Sanal paralar yalnızca terörizm ve siber suçlar açısından değil küresel finans sisteminin bütünlüğü açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Sanal paraların illegal faaliyetlerde kullanılmasının engellenmesi için uluslararası finansal kuruluşlar tarafından müşteri tanıma programları, yaptırımlar ve şüpheli aktivite raporlama sistemi geliştirilmesi gibi birtakım tedbirlerin alınması gerekmektedir.

  1. Bölüm: Sahneyi Hazırlamak ‘Modern Terörizmin Finansmanı ve Gelişen Sanal Para Ortamı’

Bu bölümde sanal paralar gibi yeni finansal teknolojilerin teröristler tarafından istismara açıklığı ve sanal paraların teröristelerce kullanımına ilişkin hesap hareketlerinin istihbarat birimleri, kolluk birimleri ve FinCEN gibi finansal kuruluşlar tarafından takip edilmesinin ve terörizmin finansmanının bu yolla önlenmesinin zaruriliği üzerinde durulmuştur.

El Kaide’nin 9/11 saldırıları öncesi yıllık bütçesi yaklaşık 30 milyon dolardır. IŞİD’in 2015 yılı itibariyle sahip olduğu bütçe ise yaklaşık 2 milyar dolar’dır. Paris saldırılarının teröristlere maliyeti yaklaşık 10 bin dolar iken 9/11 saldırılarının maliyeti 400 – 500 bin dolar olarak tahmin edilmektedir. Terör örgütleri ideolojilerini yaymak ve eylem yapmak için finansmana ihtiyaç duymaktadırlar. Sanal para birimleri yapısal özellikleri itibariyle terör örgütlerine finasman kaynağı olarak önemli avantajlar sunmaktadır.

Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force-FATF) verilerine göre terör örgütleri mali kaynak sağlamak amacıyla birtakım suçlar işlemekte ve yasal aktiviteleri istismar etmektedir. Silah kaçakçılığı, fidye için adam kaçırma, gasp, haraç alma ve uyuşturucu madde ticareti terörizmin finansmanı için başvurulan suçlardır. Terör örgütleri legal aktivitelerin istismarı olarak bağış toplama ve bir iş alanında faaliyet göstermektedirler. Üst düzey bir Amerikalı bürokrat IŞİD’in dünyanın en iyi mali kaynak sağlayan terör örgütü olduğunu ifade etmiştir. IŞİD mali kaynaklarını yukarda saydığımız suçların yanı sıra sahip olduğu toprak parçası üzerindeki petrol ve gaz madenlerini satarak sağlamaktadır.

Terör örgütleri çok sayıda insana, destekçisine ulaşabilecekleri yeni mekanizmalar olarak sosyal medya ve kitlesel fonlama ağlarını kullanmaya başladılar. Teröristler gerçekleştirecekleri eylemler için bu ağlar üzerinde ihtiyaç duydukları finansman kaynaklarını belirterek fon talep etmekteler. IŞİD’in de yaygın bir şekilde kullandığı bu yöntemle sıradan insanlar kolayca terörün finansmanına dahil edilebilmektedir. FATF kitlesel fonlama sitelerinin terörizmin finansmanındaki yerinin araştırılmasına yönelik daha derinlikli çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

Teröristler, resmi finansal kuruluşları güvenilirliği ve kapsam alanının genişliği itibariyle kullanmaya devam etmektedir. Teröristler kendi adlarına hesap açabildikleri gibi çeşitli zafiyetleri ve bilgileri kullanarak sahte hesaplar da açabilmektedirler. Bunun yanında teröristlerin kullandığı bir diğer metot paranın fiziksel olarak örgüt üyeleri arasında hareket ettirilmesidir. Terör örgütleri para transferi için geleneksel yöntemleri kullanmaya devam etmekle birlikte daha hızlı, daha güvenli para transferleri için dijital ödeme sistemleri gibi yeni finansal teknolojileri benimsemeye başlamışlardır.

Paypal, Amazon Pay, Google Wallet gibi dijital ödeme sistemleri terörizmin finansmanı için kullanılması muhtemel diğer bazı ödeme sistemleridir. 2015 yılında Mohamed Elshinawy IŞİD’e mali yardım sağladığı gerekçesiyle FBI (Federal Bureau of Investigation) tarafından yakalanmıştır. IŞİD destekçisi olduğu düşünülen Mohamed Elshinawy, FBI tarafından PayPal ve Western Union hesapları aracılığıyla yurtdışında yaşayan bireylerden illegal amaçlarla yaklaşık 8700 dolar almakla suçlanmıştır.

Teröristler, merkezi olmayan(decentralized) yapısı, düşük işlem maliyeti, küresel bazda erişebilirlik, gizlilik ve işlem hızı gibi özellikleri itibariyle son yıllarda sanal paraları kullanmaktadır. Sanal paraların hukuk kuralları ile regüle edilmesi ve işlem hareketlerinin kolluk birimleri ve finans kuruluşları aracılığıyla takip edilmesi oldukça zordur. Bu özellikleri sanal paraları teröristler için cazip bir araç haline getirmiştir.

İlk olarak Gazze’de selefi cihadist gruplardan biri olan Mujahideen Shura Council’in medya kanadı tarafından yürütülen bir sosyal medya para toplama kampanyasında sanal para birimi Bitcoin ile bağış toplanmıştır. 2015 yılı Temmuz ayında başlayan kampanyaya 2016 yılı Haziran ayında Bitcoin ile bağış yapma seçeneği eklenmiştir. Ağustos 2016 tarihine kadar kampanya için yaklaşık 0.929 Bitcoin (540 Dolar) bağış toplanmıştır.

IŞİD’in Bitcoin’i tercih etmesi küresel ölçekte diğer terörist grupların da Bitcoin’i kullanma potasiyelini göstermiştir. Endonezya Finansal İşlemler Ajansı, Ortadoğu’daki cihadist militanların Bitcoin ve diğer dijital ödeme sistemleri aracılığıyla Endonezya’daki terörü finanse ettiğini duyurmuştur. Ağustos 2015 yılında IŞİD destekçisi sızdığı çeşitli sistemlerdeki açıklığı gidermek için Bitcoin talep etmiştir. Mayıs 2015 yılında IŞİD destekçisi Abu Ahmed al-Raqqa Deep Web’de IŞİD destekçileri arasında Bitcoin ile bağış kampanyası düzenlemiştir. İsrail’de yayın yapan Haaretz gazetesi Ocak 2015 yılında Bitcoin’in bir IŞİD hücresi tarafından kullanıldığına dair ilk veriyi okuyucularına sunmuştur. Abu-Mustafa ismine kayıtlı Bitcoin hesabının FBI hesabı ele geçirmeden önce 5 Bitcoin (yaklaşık 1000 dolar) içerdiği belirlenmiştir.

Yukardaki örneklerde de görüldüğü üzere teröristler sanal paraları kullanmaya başlamışlar ancak henüz yaygın olarak kullanmamaktadırlar. 2015 RAND raporu teröristlerin kendi sanal paralarını geliştirdiğine dair çok az verinin olduğu, Ocak 2016 Europol Raporu teröristlerin Bitcoin kullandığı haberlerine rağmen bu durumun kolluk birimlerince onaylanmadığını ifade etmektedir.

Sanal Para Tipolojisi

Mobil teknolojiler ile birlikte hızlı ve düşük maliyetli, kişiden kişiye, aracısız (peer to peer) çevrimiçi/mobil ödeme sistemleri geleneksel para havalesi sistemlerine zarar vermekle birlikte suç örgütleri için ‘Vahşi Batı’ olarak isimlendirilebilecek bir ortam meydana getirdi. Finans sistemini dönüştüren bu teknolojilerden sanal paralar özellikle kripto paralar bu devrimin en ön cephesindedir.

Sanal paralar ilk olarak normal kurlara dönüştürülebilir ve dönüştürülemez para birimleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Normal kurlara dönüştürülemez sanal paralar kapalı bir sanal ortamda işlem görmektedir. Dönüştürülebilir sanal paralar sanal ortamlarda diğer kur birimlerine dönüştürülebilmektedir.

İkinci olarak sanal paralar gizlilik derecelerine göre farklılık arz etmektedir. Bazı sanal para birimleri tam bir gizlilik sağlarken diğerleri daha alt seviyede gizlilik protokollerine sahiptir. Son zamanlarda siber suçlular hesap hareketlerinin tamamen gizli olması için yeni sanal para birimleri üretmektedirler. Bunlardan biri de Bitcoin’e alternatif olarak sunulan, AlphaBay isimli Deep Web pazarında kullanılan, sloganı ‘uyuşturucu satıcısının kripto para seçimi’ olan  Monero’dur.

Son olarak sanal paralar merkezi (centralized) ve merkezi olmayan/dağıtık (decentralized) sanal paralar olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrımı ortaya çıkaran temel sorun, hükümet ya da merkezi bir banka tarafından desteklenmeyen bir para birimine güvenin kaynağının ne olması gerektiğidir. Merkezi para birimlerinde parayı merkezi bir birim basar (ya da çevrimiçi yayımlar) ve merkezi bir birim para birimine ilişkin düzenlemeleri yapar.

Merkezi olmayan (decentralized) para birimlerinde merkezi bir birim yoktur. Güven, sanal para biriminin geçerliliğine dair kullanıcıları arasında kabul edilmiş bir konsensüse dayanır. Sanal paralar genel olarak işlemler için kriptografiye, para transferlerine ilişkin işlem kayıtlarına ilişkin dağıtık teknolojilere (distribured ledger technologies) dayanır.

Sanal Paraların Avantajları

Sanal paraların, yasal finansal teknolojilere kıyasla en önemli iki avantajı işlem maliyetinin düşüklüğü, neredeyse olmaması ve hızlı işlem kapasitesidir. Bitcoin’i kavramsallaştıran ve duyuran, Bitcoin’in anonim kurucusu Satoshi Nakamoto (takma ad) düşük işlem maliyetini Bitcoin’in önemli bir amacı olarak nitelendirmiştir. Para transferlerinde aracı olan üçüncü şahıslar işlem maliyetini artırmaktadır. İşlem maliyetini düşürmek için kripto paralar kişiden kişiye (peer-to-peer) tasarlanmıştır. Çok düşük gecikme periyotlarıyla sanal paraların transferinin gerçekleşiyor olması işlemlerin gizliliğini artırmakta, sermayenin etkili kullanılmasını sağlamaktadır.

  1. Bölüm: Sanal Paraların Teröristlerce Kötüye Kullanılması Potansiyelinin Değerlendirilmesi

Bu bölümde cevaplanmaya çalışılan temel soru Bitcoin gibi sanal paraların ya da dijital ödeme sistemlerinin terörizmin finasmanı için kötüye kullanılmasının ulaşacağı muhtemel boyutlardır. Sanal paraların terör örgütlerince ya da teröristlerce birbirinden bağımsız olarak kullanıldığına dair veriler olmakla birlikte büyük ölçüde benimsendiğine ve değer transferinde ve finansman aracı olarak kullanıldığına dair henüz veri bulunmamaktadır.

Sanal paraların piyasada işlem hacmi düşünüldüğünde, 20 Mart 2017 itibariyle Bitcoin 17 milyar dolar piyasa hacmine sahiptir. 2017 yılının başları itibariyle Monero yaklaşık 340 milyon dolar piyasa hacmine ve bir diğer sanal para Zcash 22 milyon dolar işlem hacmine sahiptir. Sanal paraların yapısal olarak sınırlı bir piyasa hacmine sahip olması bu para birimlerinin illegal aktivitelerde kullanılmasını da sınırlayacaktır.

Sanal Paraların Kullanımının Yaygınlaşması      

Sanal paraların kullanımının yaygınlaşması üç önemli karakteristik özelliğe sahip olmaları ile gerçekleşebilir;

  • ‘sanal paraların merkeziliği’,
  • ‘sanal paraların nakde çevrilebilirliği ve dönüştürülebilirliği’
  • ve ‘sanal paraların network etkileri’.

Her ne kadar sanal paralar özellikle kripto paralar (kripto paralar işlemlerin çeşitli algoritmalarla kriptolandığı, üst düzey gizlilik sunan, dağıtık yapıda sanal para birimleridir ancak tüm sanal para birimleri kripto paralar seviyesinde gizlilik ve dağıtık olma özelliği sunmamaktadır) yapısal olarak merkezi olmayan dağıtık yapılara sahip olduklarını ifade etseler de fiili olarak merkezi bir yapıya kavuşabilirler. Bu durum sanal para birimlerine olan güveni artırıp, paranın değerinde kısa aralıklarla önemli dalgalanmalar yaşanmasını önleyebilir ve bu yolla kullanıcı sayısını artırabilir. Sanal paraların merkezileşmesi çeşitli yollarla sağlanabilir. Bitcoin hesap hareketlerinin sıkı düzenlemeler ile takip edilmesi fiili olarak bitcoini merkezi bir yapıya kavuşturabilir.

Bitcoin, bilgisayarların zorlu matematiksel kodları çözerek ürettiği algoritmalar neticesinde üretilmektedir. Bitcoin üretme işleminin, sistemin yapısı gereği her geçen gün zorlaşmasından dolayı bilgisayarların ortak bir havuzda toplanarak bitcoin algoritmalarını çözmek için güçlerini birleştirmeleri sağlanmaktadır. Bu durum bitcoin’in merkezi olmayan/dağıtık yapısını tehdit etmektedir.

Bir para biriminin nakde çevrilebilirliği ve dönüştürülebilirliği o para biriminin kullanımının yaygınlaşması için çok önemlidir. Google Play hediye kartı bu özelliği itibariyle IŞİD’e finansal destek sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Amazon hediye kartları da dönüştürülebililik özelliği itibariyle kara para aklamada kullanılmıştır.

Vaka Çalışması(Case Studies)

  1. Paypal

Paypal sağladığı kolaylıklar ve sunduğu basit kullanıcı ara yüzü ile piyasada önemli bir ihtiyacı karşılamıştır. Geniş bir piyasa hacmine ulaşan Paypal eş zamanlı olarak illegal aktivitelere karşı korunma mekanizmaları geliştirmeye çalışmıştır. 22 Ekim 1999 yılında kurulan Paypal, Nisan 2000’de bir milyon kullanıcı sayısına ulaşmıştır.

Kendisini bir bankadan ziyade elektronik para taşıyıcısı olarak nitelendiren Paypal kullanıcılarına hesap açma, ödeme yapma gibi imkanlar sunmakla birlikte borç da vererek bir banka gibi çalışmaktadır. Paypal 2016 yılı sonunda 10.84 milyar dolar gelir, 6.1 milyar bireysel işlem, 197 milyon aktif hesap seviyesine ulaşmıştır.

Yasal finansal sınırları aşmak isteyen siber suçlular ve teröristler Paypal gibi dijital ödeme sistemlerini önemli bir fırsat olarak görmektedirler. Paypal ile çok sayıda dolandırıcılık suçu işlenmektedir. Dolandırıcılık vakalarını tespit etmek ve önlemek amacıyla Paypal önemli tedbirler almaktadır. Bu amaçla Igor isimli yapay zeka ile çalışan bir araç geliştirmiştir. Bu araç kullanıcıların dolandırıcılık modellerini anlamak ve değerlendirmek için ileri derece analitik teknikler kullanmaktadır.

Paypal sunduğu ödeme sisteminin illegal amaçlarla kullanılmasını önlemek için önemli çalışmalar yapmakla birlikte siber suçlular ve teröristler için potansiyel bir ödeme sistemi olma özelliğini sürdürmektedir.

  1. E-Gold

E-Gold, Paypal’ın aksine illegal aktiviteleri sınırlayamadığı için piyasada başarılı olamamıştır. Altın tarafından desteklenen bir sanal para birimi olarak, kurucusu tarafından ‘gizli ve uluslararası para birimi’ olarak tanıtılan e-gold herhangi bir hükümetten bağımsız olarak 1996 yılında kurulmuştur.

E-gold diğer sanal para birimlerinden bazı özellikleri itibariyle farklılaşmaktadır. E-gold ilk olarak altınla desteklenen bir sanal para birimidir. Bu yönüyle diğer sanal para birimlerinden farklı olarak kullanıcılarına bankalar benzeri bir güven sağlamaktadır. İkinci önemli özelliği oldukça düşük bir işlem ücreti gerektirmesidir. Üçüncü olarak e-gold herhangi bir kimlik onaylama prosedürü gerektirmemektedir. Son olarak e-gold işlemleri Paypal’ın aksine geri dönüştürülemezdir. İşlem gerçekleştikten sonra işlemin iptali sağlanamaz.

E-gold ilk ortaya çıktığında liberteryen bir para birimi olarak başarılı bir grafik sergilemiş 8 milyon kullanıcıya, 85 milyon nakde dönüştürülebilecek piyasa hacmine ulaşmıştır. Ancak herhangi bir kimlik doğrulama sistemine sahip olmaması, gizliliği artırıcı özellikleri ve ucuz işlem maliyeti gerektirmesi gibi özellikleri itibariyle illegal amaçlarla yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanması neticesinde e-gold kolluk birimleri tarafından(FBI) yakın takibe alınmış ve başarılı grafiğini sürdürememiştir.

ABD Adalet Bakanlığı birimleri tarafından finansal yükümlülükleri ihlal etmek ve suçluları finanse etmek suçlamaları yöneltilen e-gold terörizmin finansmanında da kullanılmıştır. Amerika ve Rus Hükümetleri terörist aktivitelerde kullanıldığı gerekçesiyle e-gold’dan bilgi talep etmişlerdir.

  1. Liberty Reserve

2006 yılında kurulan Liberty Reserve’nin iki kurucusu e-gold alım satımcısı olarak daha önce faaliyet göstermiştir. Liberty Reserve 2013 yılında Amerikan Hükümeti tarafından devre dışı bırakılana kadar yer altı dünyası/suçlular için bir banka, para aktarıcısı olarak sanal para hizmeti vermiştir.

Liberty Reserve işlemlerinde gizlilik esastır. Her ne kadar bir Liberty Reserve hesabı açmak için isim, adres, doğum tarihi bilgileri gerekse de soruşturmacılar yanlış bilgilerle hesaplar açabilmişlerdir. Liberty Reserve verilen bilgilerin doğruluğunu onaylayan bir teyit sistemine sahip değildir. Bir Liberty Reserve hesabı açmak için gerekli olan tek şey geçerli bir e-posta adresidir. Bir kişi geçerli ve farklı e-postalarla istediği kadar Liberty Reserve hesabı açabilmektedir.

Gizlilik ve işlem maliyeti ucuzluğu gibi özellikleri ile Liberty Reserve suçlular için oldukça cazip bir araç haline gelmiştir. 2009 yılından 2013 yılına kadar her ay 300 milyon dolar ve yaklaşık 78 milyon ayrı finansal işlem hacmine sahip olan Liberty Reserve kara para aklama, ponzi şeması(saadet zinciri) gibi dolandırıcılıklar ve kredi kartı bilgileri hırsızlığı gibi pek çok suçla anılan bir platform haline gelmiştir. 2013 yılında Amerikan Hükümeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde Liberty Reserve’nin tüm operasyonları sonlandırılmıştır.

  1. Bitcoin

Bitcoin’in, Blockchain teknolojisini kullanıyor olması, merkezi olmayan dağıtık yapısı, Bitcoin işlemlerinin geri alınamazlığı ve takma isimlerle Bitcoin hesabı açılabilmesi gibi özellikleri, Bitcoin sanal para birimini daha esnek, daha gizli ve düzenleyici kurumlar için daha az denetlenebilir bir para birimi yapmıştır.

Bitcoin sofistike ve kompleks yapısı itibariyle siber suçluların dikkatini çekmiş ve Dark Net uyuşturucu pazarlarından biri olan Silk Road üzerinde illegal finansal aktivitelerde kullanılmıştır. Hackerlar sağladığı gizlilik nedeniyle özellikle fidye yazılım(ransomware) saldırılarından sonra mağdurlardan fidye olarak Bitcoin ile ödeme yapmalarını talep etmişlerdir. Bitcoin siber suçlular tarafından daha birçok illegal finansal aktivitede kullanılmıştır.

Bitcoin’in teröristler tarafından kullanıldığına dair anekdotal kanıttan daha fazlası bulunmamaktadır. Teröristlerin Bitcoin’i ne ölçüde benimsediğine ve sistematik olarak kullandığına dair yeterli veri bulunmamakla birlikte Bitcoin sahip olduğu özellikleri ve küresel bazda işlem hacminin her geçen gün artması ile terörizmin finasmanında kullanılması muhtemel bir sanal para birimidir.

  1. Bölüm: Gelecekte Sanal Paraların Kötüye Kullanılması ‘Suçlulara Karşı Teröristler’

Sanal paraların, yapısal özellikleri itibariyle siber suçlular tarafından yaygın bir şekilde benimsenmesine rağmen teröristlerce henüz yeterince benimsenmesinin sebepleri bu bölümde açıklanmıştır. Sanal/kripto para birimlerinden en dönüştürülebilir ve en yaygın kullanım alanına sahip kripto para birimi olan Bitcoin tamamen anonim bir para birimi olmadığından teröristler bu para birimini tercih etmiyor olabilir. Yeni çıkan sanal/kripto paralar gizlilik açısından çok daha güvenli yapılara sahiptir. Bu durum gelecekte teröristlerin bu para birimlerini önemli ölçüde benimsemelerine sebep olabilir.

Siber suçlular, kullanıcılar ve işlemler için ileri derece gizlilik sağlaması, hızlı bir şekilde bir ülkeden başka ülkedeki bir hesaba para transferi yapılabiliyor olması gibi özellikleri itibariyle sanal para birimlerini uzunca bir süredir yer altı dünyasında yaygın bir şekilde kullanmaktadır. Ancak teröristler sanal para birimlerini henüz bu ölçüde benimsememişlerdir.

Teröristlerin ve siber suçluların sanal paraları kullanma oranları arasındaki farklılığın en önemli sebeplerinden biri teröristlerin hızlı bir şekilde harcayabilecekleri nakit paraya ihtiyaç duymalarıdır. Siber suçlular ise normal döviz kurlarına dönüştürülebilen sanal para birimleri ile sanal ortamda ihtiyaç duydukları illegal ürünleri satın almaktadır. Örneğin siber suçlular gerçekleştirecekleri siber saldırılar için gerekli olan teknik ekipmanları sanal para birimleri ile satın almaktadır. Hackerlar tarafından elde edilen bilgilerin satılması ya da sızılan bir bilgisayarda kriptolanan veri için fidye talep edilmesi işlemlerinde sanal para birimleri tercih edilmektedir.

Silk Road (uyuşturucu ve silah gibi illegal ürünlerin satıldığı Dark Net pazarı) ve Liberty Reserve gibi platformlar illegal ürünlerin global ölçekte siber suçlular tarafından alınıp satılması için önemli fırsatlar sunmuşlar ve siber suçlular bu platformların gerektirdiği teknik yetenekleri hızlıca kazanmışlardır. Ancak terör örgütleri üyelerinin bu teknolojileri kullanmak için gerekli teknik yeterliliklere sahip olmamaları sanal para birimlerini kullanmalarını sınırlamaktadır.

Sanal paraların ortaya çıkması ve yaygınlaşması aşamasında siber suçlular oldukça önemli bir role sahiptir. Sanal paraların yaygın olarak kullanıldığı, kriminal aktivitelerin yoğun bir şekilde gerçekleştirildiği platformların oluşturduğu ekosistem ile terör örgütlerin finansal aktivitelerini gerçekleştirdikleri ekosistemi çeşitli farklılıklara sahiptir.

Terör örgütleri finansal kaynaklarını genel olarak faaliyet gösterdiği coğrafyanın dışından sağlamaktadır. Gönderici ve nihai alıcı arasında gerçekleşecek bir para gönderme işleminde güven çok önemlidir. Farklı coğrafyalarda bulunan alıcı ve göndericinin, tamamen anonim ödeme sistemlerinde birbirlerini tanımaları ve birbirlerine güvenmeleri zorlaşmaktadır. Bu gibi gerekçeler sanal paraların terör örgütleri arasında yaygınlaşmasını engellemektedir.

Terör örgütlerinin sanal para birimlerini önemli ölçüde kullanmamasının muhtemel en önemli sebebi sanal paralara ihtiyaçlarının olmamasıdır. Para transferlerini nakit, lisanssız para aktarıcılar, ön ödemeli kart ve hawala gibi araçlarla güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor olmaları sanal paraları tercih etmemelerine neden olmaktadır.

Sanal paraların terörizmin finansmanında kullanılması mevcut durum itibariyle ciddi bir tehdit olarak gözükmemektedir. Ancak teröristlerin sanal paraların sunduğu fırsatları fark etmeleri neticesinde bu durum değişebilir. Dolayısıyla finansal düzenleyici ve denetleyici kurumların bu muhtemel tehditlere karşı gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir.

  1. Bölüm: Teröristlerin Sanal Paraları Kullanması ile Mücadelede İzlenecek Politika ve Düzenleyici Çerçeveyi Güncellemek

Sanal Paraların teröristlerce kullanılmasının önüne geçmek için mevcut finansal düzenleyici çerçevenin gözden geçirilmesi gerekmektedir. ABD’de terörizmin finansmanı dahil kriminal finansal hareketleri takip etme ve durdurma konusunda ana çerçeveyi Bank Secrecy Act (BSA) belirlemektedir. Bankaların ve illegal para hareketlerinin takibi ile ilgili olarak diğer kurumlar USA Patriot Act ile kurulmuştur. Bu yapıların ve diğer uluslararası finansal kuruluşların sanal paraların illegal amaçlarla kullanılmasına karşı gerekli regülasyon çerçevesini ve stratejiyi belirlemeleri gerekmektedir. Bu amaçla daha geniş bir çerçevede risk yönetimi yaklaşımlarının benimsenmesi gerekmektedir.

Mevcut finansal düzenleyici çerçeve ve finansal politika ile illegal finansal aktörlerin sistemin dışına itilmesini engelleyen temel birtakım zorluklar bulunmaktadır. Başlıca zorluk finans dünyasında birçok kişi ve kuruluşun artarak dahil olduğu dinamik finansal teknoloji çevresi, sanal paraların kullanımına ilişkin gerekli finansal standartları ortaya koymadan bu paraları benimseyebilmektedir.

Sanal paraların illegal olarak kullanılmasına karşı finansal düzenleyici ve denetleyici yapıların geliştirilmesinde önemli bir zorluk da düzenleyici ve denetleyici kurumların sanal para birimlerini ele alırken birbirinden farklı yaklaşımlar benimsemeleridir. Bu durum kolektif hareket etmeyi ve illegal aktivitelere ilişkin etkili bir mücadele stratejisi ortay koymayı zorlaştırmaktadır. Sanal paraların çok ciddi bir kısmının herhangi bir resmi lisansa sahip olmaması bu para birimlerinin takibini ve denetlenmesini zorlaştıran bir diğer önemli faktördür.

Son olarak sanal paralar çok dinamik bir yapıya sahiptir. Hızlı bir şekilde sayıları artmakta, gelişmekte ve farklı formlarda ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla sanal para birimleri ile ilgili yapılacak düzenlemelerin sık sık gözden geçirilmesi ve güncellenmesi gerekmektedir.

Uyum Kültürü ve Sanal Paralar

Sanal paraların teröristlerce ve diğer suçlular tarafından kullanılmasının engellenmesi ve bu para birimlerinin finansal sisteme entegre edilmesi için bankalara önemli işler düşmektedir. Sanal paralar ve yeni diğer finansal teknolojiler ile bankalar gibi geleneksel yapılar arasında bir uyum kültürünün geliştirilmesi düzenleyici ve denetleyici yapıların işini kolaylaştıracaktır.

Sosyal medya bağımlılığının artması, yeni finansal teknolojilerle fonların elektronik olarak kolayca bir yerden bir yere gönderilebilmesi, görece anonim platformlar ve anonim para birimleri, internet temelli radikalizasyon, yalnız kurt (lone wolf) terör saldırıları birbiriyle ilişkili terörizmin her geçen gün büyüyen yeni yönleridir. Bu tehditlerle mücadele, sektörlerarası bir yaklaşım geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Sanal para değiş-tokuş (exchange) birimleri, bankalar, teknoloji sağlayıcıları, tüccarlar, ulusal güvenlik birimleri ve kolluk kuvvetleri arasında güçlü bir iş birliği neticesinde sanal paraların illegal kullanımına karşı etkili tedbirler alınabilecektir.

 

Sanal Paraların Düzenlenmesi

Sanal paraların ve diğer yeni ödeme sistemlerinin düzenlenmesine ilişkin uygun yaklaşımlar geliştirmek için öncelikle mevcut finansal düzenlemelerin oluşturduğu çerçevenin bu teknojilere uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme sürecinden sonra bir sonraki aşamada düzenleyiciler, sanal para birimlerine uyum sağlamanın oluşturduğu yük ile yeni, etkili finansal teknolojilerin oluşturacağı değeri desteklemek arasında denge sağlamak zorundadır.

Birçok finansal endüstri gözlemcisi geleneksel ve büyük ölçüde regüle edilmiş küresel bankacılık sisteminin öngörülebilir bir gelecekte, gerekli güvenlik, dönüştürebilirlik, dayanıklılık, etkililik ve güvenilirlik standartlarını sürdürmek şartıyla varlığını sürdüreceğine inanmaktadır. Bu durumun, finansal sistemi yeni teknolojilere uygun olarak yeniden düzenleme ihtiyacını azalttığı düşünülmektedir.

Sanal paraların düzenlenmesine ilişkin bir diğer önemli konu, düzenleyicilerin geleneksel yaklaşımların etkisinde kalarak bu oldukça yeni ve farklı finansal teknolojileri düzenlenmeye çalışarak gerekli standartları yakalamada yaşayacağı muhtemel problemlerdir. Sanal paralara ilişkin düzenlemeler yapılırken geleneksel yaklaşımlar da göz önünde bulundurularak yeni yaklaşımların benimsenmesi gerekmektedir.

Finansal Denetimin Geliştirilmesinde ve Sanal Paraların Teröristlerce Kullanımı ile Mücadelede Uygulanacak Prensipler

Mevcut dijital finas çağında terörizmin finansmanını belirlemek ve durdurmak için yeni yaklaşımlar benimsenmesi gerekmektedir. Bu amaçla ulusal güvenlik liderleri aşağıdaki üç temel prensibi benimsemeli ve bu prensipleri özel sektörün benimsemesi için çalışmalar yapmalıdır. Bu prensipler sanal paraların teröristlerce kullanımına ilişkin daha etkili bir anlamlandırma ve çözüm üretme sürecini destekleyecektir.

  1. Siyasi liderlerlerin terörizmin finansmanı ve diğer finansal suçlarla mücadeleyi, sanal paraların bu finansal suçlarda kullanılmasını da göz önünde bulundurarak öncelemesi,
  2. İnovasyonu teşvik eden siyasi ve düzenleyici çerçeve,
  3. Kamu ve özel sektör arasında işbirliği için yasal düzenlemeler ve yeni stratejiler geliştirilmesi.

Bu prensiplerin ilkini gerçekleştirmek için bankalar ve finansal kuruluşlar terörizmin finansmanına ilişkin şüpheli durumları, kara para aklama, uyuşturucu ticareti, silah ticareti, insan kaçakçılığı, dolandırıcılık suçları da dahil olmak üzere dikkatle izlemeli ve raporlamalıdır. Bununla birlikte finansal kuruluşların ve kamu kurumlarının finansal suçlarla mücadelede, öncelikler ve düzenleyici çerçeve açısından uyum içerisinde olmaları gerekmektedir.

İkinci prensibin gerçekleştirilmesi amacıyla terörizmin finansmanını belirlemek ve terörizmin finansmanı ile mücadele etmek için, yeni finansal teknolojilerin terörizmin finansmanı için sunduğu fırsatlar da düşünülerek, yenilikçi yaklaşımların benimsenmesi gerekmektedir.

Son olarak kamu ve özel sektör arasında terörizmin finansmanına ilişkin ileri derece bir işbirliği sağlanması gerekmektedir. Bu işbirliğinin en önemli unsuru bilgi paylaşımıdır. Kamu ve özel sektör arasında terörizmin finansmanına ilişkin doğru, hızlı ve etkili bilgi paylaşımı için gerekli yapılar oluşturulmalıdır. Bilgi paylaşımına ilişkin özel sektör kuruluşlarının ticari ya da etik sebeplerle benimsediği farklı yaklaşımlar bilgi paylaşımında karşılaşılacak önemli bir problemdir.

Bölüm 6: Öneriler ve Sonuç

Önceki bölümlerde ifade edildiği üzere teröristler sanal paraları çevrimiçi hesaplarında saklamış ve bir hesaptan başka bir hesaba göndermiştir. Teröristlerin sanal paraları büyük ölçüde benimsediğine ilişkin yeterli veri olmamakla birlikte, sanal paraların sunduğu fırsatların teröristlerce istismar edilmesi potansiyeline karşı tedbirler alınması gerekmektedir. Bu tedbirler terörle mücadelenin tüm paydaşlarının etkili bir işbirliği ile amacına ulaşacaktır.

 

Politika Önerileri

  1. Terörizmin finansmanında sanal paraların kullanılması tehdidinin gelişiminin daha iyi anlaşılması,
  2. Bir kamu politikası olarak ve kolluk kuvvetleri açısından terörizmin finansmanı konusunun öncelenmesi,
  3. Terörizmin finansmanı ile mücadelede kamu kurumları ile uyum sağlanması açısından, bankalar başta olmak üzere özel sektör kuruluşları arasında terörizmin finansmanı konusunun öncelenmesi,
  4. Sanal paralar da dahil olmak üzere terörizmin finansmanı ile mücadelede özel kuruluşlar/girişimler için koruyucu ve teşvik edici çalışmaların yapılması,
  5. Yeni finansal teknolojilerin bir dizi tedbirle daha sürdürülebilir hale getirilmesi.

 

Sonuç

Teröristler sanal para birimlerini henüz önemli ölçüde kullanmamakla birlikte gelecekte bu para birimlerini terörizmin finansmanında etkin bir şekilde kullanmaları ihtimaline karşı gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Ancak bu yeni finansal teknolojilerin dinamik yapısı düzenleyici kurumların işini oldukça zorlaştırmaktadır.

Sanal paraların merkezi olmayan dağıtık yapısı ve işlem gizliliği sağlayan özelliklerinin teröristlerce istismar edilmesi neticesinde karşılaşılan risklerle mücadele edilebilmesi için kamu ve özel sektör arasında sıkı bir işbirliği ve yeni ve dinamik yaklaşımların benimsenmesi önem arz etmektedir.

Sanal paralar ve yeni ödeme sistemleri önemli fırsatlar sunmakla birlikte illegal amaçlarla kullanıldıkları takdirde alınacak tedbirler açısından düzenleyici ve denetleyici kurumlara büyük iş düşmektedir. Bu oldukça dinamik finansal teknolojilerin meydan okumalarını başarılı bir şekilde ele almak ekonomik rekabet ve inovasyonda liderlik için ABD’ye doğrudan ve anlamlı bir fayda sağlayacaktır.

Siber Bülten abone listesine kaydolmak için doldurunuz

Yazıyı PaylaşTweet about this on TwitterShare on Facebook2Share on LinkedIn9Share on Google+0Email this to someonePrint this page

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*