Makale & Analiz

Siber Güvenlik Konusunda İki Başkan Adayı da Sınıfta Kaldı

Başkanlık Müzakereleri’nin ilki 26 Eylül’de NBC’nin tanınan spikerlerinden Lest Holt’un moderatörlüğünde gerçekleşti. Biraz meraktan, biraz da adayların birbiriyle kamera karşısında ilk etkileşimi olacağından müzakerenin tamamını izledim. Açıkcası sonlara doğru, motamot çeviriyle ‘Amerika’yı Güvenceye Alma’ (Securing America) başlığı altında siber güvenlik meselesinin bu birinci karşılaşmada adaylara direk olarak yöneltildiğini görmek sürpriz oldu. Bir yanda milli çıkarları hiçe sayma pahasına Rusya’yı Hillary Clinton’ın mailini hacklemeye teşvik eden Donald Trump, diğer yanda ise senelerce şahsi mailinden özel yazışmalar yapmış, üstüne bir de hacklenmiş Clinton varken, siber güvenliği konuşmak elbette kaçınılmazdı. Bu bir müzakere olduğuna göre, dilerseniz önce tarafların neler dediğine bakıp, ardından değerlendirmeye geçelim.

NAZLI ZEYNEP BOZDEMİR’İN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Bahsi geçen başlığın altında, siber güvenliğin 21. Yüzyılın savaş metodu haline geldiğine, Amerikan kurumlarının her gün binlerce saldırıya maruz kaldığına ve Amerika’nın çıkarlarını zedeleyebilecek sırların çalındığına dikkat çeken Holt, başkan adaylarına bu saldırıların arkasında kim ya da kimler olduğunu ve siber saldırıların nasıl durdurulacağını sordu. İki dakikalık cevap süresini ilk kullanan Clinton, dersine iyi çalışmış bir öğrenci gibiydi. Siber güvenlik ve siber savaş kavramlarının bir sonraki ABD başkanını yakından ilgilendirecek iki konu olarak sıralandığını belirten Clinton, siber alanda iki öne çıkan düşman olduğunu söyledi: kar amacı güden bağımsız hacking grupları ve devlet destekli oluşumlar. Clinton, ABD’nin siber alanda daha güçlü olması gerektiğinden bahsederken, bu gücün artmasının, Rusya gibi siber saldırı metodlarını dış politikada baskı unsuru olarak kullanan ülkeleri caydırması gerektiğini de kaydetti. Clinton, konuşma boyunca Trump’ın bahsi geçen davranışının ne ülkenin kumandanı olmak ne de başkanı olmak için biçilmiş kaftan olmadığını gösterdiğini sürekli olarak vurguladı. Konuşmasının ikinci kısmında ise kısaca IŞİD’i online olarak defetmenin yolunu bulacağının, teknoloji devlerinin ve Amerikan güvenlik firmalarının sanal ortamda radikalleşenlerin peşine düşmesi gerektiğinin altını çizdi.

Öte yandan Trump, konuyu bulandırarak üste çıkmayı amaç edindiği konuşma tekniğiyle, ona ayrılan müzakere süresinde neredeyse siber güvenliğe yönelik dişe dokunur tek bir argüman üretemedi. Konuşmasında öne çıkan noktalardan biri, şüphesiz Clinton’ın Rusya’yı kesin olarak suçlayan tavrını eleştirmesiydi; Trump DNC’yi ve Clinton’ı  hackleyenlerin Rusya, Çin, ya da bambaşka biri olabileceğini, kesin suçlamalar yapılmaması gerektiğini savundu. Aynı zamanda Trump, Obama’nın yönetiminde Amerika çıkışlı bir buluş olan İnternet’in kontrolünü kaybettiklerini, bu nedenle de IŞİD gibi terör unsurlarının bu araçı içselleştirmelerine fırsat doğduğunu belirtti.

Konuşmaların kapsamına baktığımızda, kanımca bulunduğumuz dönemin tüm devletleri ilgilendiren dört ana siber güvenlik meselesinin eksik olduğu görülüyor: kritik altyapı güvenliği, siber espiyonaj/istihbarat faaliyetleri ve büyük veri arasındaki ilişki ve izlenecek ulusal siber güvenlik stratejilerinin niteliği. Önümüzdeki dört senelik yönetim dönemini devralacak başkanın, Amerika çıkışlı olduğunu ısrarla söyledikleri teknolojiler hakkında çok daha kapsamlı bilgi sahibi olması, gerek devletlerin gerek organizasyonların artan siber faaliyetlerinin, gerekse büyük veri, nesnelerin interneti, makina öğrenmesi gibi oldukça yeni, hızla gelişen ve hala tam olarak nereye varacağını anlamlandıramadığımız kavramların varlığı ışığında bir hayli önemli. Şu an bulunduğumuz noktada iki başkan da kulaktan dolma bilgiler dışında kendisinden bir şey katamamış, siber güvenlik özelinde sınıfta kalmış gibi görünüyor.

HAFTALIK SİBER BÜLTEN RAPORUNA ABONE OLMAK İÇİN FORMU DOLDURUNUZ

[wysija_form id=”2″]

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: