Şam yönetimine casusluk programı satmaya çalışan şirketlere dava

Arap Baharı’nın bölgeyi altüst etmesinden çok önce Suriye yönetiminin, interneti kontrol altına almak için adımlar attığı, buna da daha çok Avrupalı merkezli bazı şirketlerin ilgi gösterdiği ortaya çıktı.

Motherboard adlı sitenin haberine göre, Suriye Telekomünikasyon Kurumu 2 Ekim 2007 tarihinde internet trafiğini gözetlemek için ihaleye çıktı. İhaleye göre, telekomünikasyon kurumu, internette gezinmeyi, email yazışmalarını, sohbet odalarını, anında mesajlaşmayı, sesli mesajlaşmayı ve HTTPS bağlantıları ile VPN bağlantılarını gözetleyecek bir sistem istedi.

İlgili yazı >> Suriye Elektronik Ordusu ile ilgili bilmemiz gereken 10 şey 

İhale metninde devlet kurumunun, “Sistem merkezleştirilmeli ve ülke toprakları içerisindeki data iletişimini takip edebilmeli” şartını koyduğunu belirten site, metnin devamında, “Takip edilen kişi, internet sağlayıcı ve hatta kamu veri şebekesinin müdürü bile bu takibi fark edememeli” dediğini yazdı.

Londra merkezli Privacy International’in ele geçirdiği belgelerde, sistemin adına, “Merkezi Kamu Veri Şebekesi Gözetleme” denildiği, bu ihale ile Şam yönetiminin interneti kontrol etmek için adım attığını yazdı.

Motherboard sitesi, Dubai merkezli bir şirketin Berlin’deki aracısı olan Advanced German Technology (AGT) adındaki bir şirketin, Şam yönetiminin bu arzularını karşılamak için çaba gösterdiğini yazdı. Site, Şam yönetiminin ihaleye çıkmasının üzerine AGT’nin İtalyan merkezli RCS Lab ile Merkezi Gözetleme Sistemi için çalışmaya başladığını kaydetti.

Belgelere göre, 2008’in Nisan ayında, bu iki şirket, Şam’a giderek yetkililere, gözetleme sisteminin bir demosunu da göstermişler. Ancak belgelere göre, AGT ile Şam yönetimi arasında bir anlaşma sağlanamadı. Bunun üzerine AGT şirketi, G-Spy adındaki bir programını bedava sunmayı teklif etti.

Sitenin haberine göre, bu iki şirket, uydu interneti de takip edebilmek için bir proje üzerinde beraber çalıştı. İtalyan şirketin geliştirdiği sistem, uydu internet bağlantısının takip edilip bu bilgilerin Suriyeli birimlere analiz için gönderilmesini içeriyordu. RCS Lab ile AGT’nin önerdiği sistem, Amerikan merkezli Dell ve Netoptics’in ürünlerini kullanmayı teklif ediyordu.

Şam’a gönderilen dosyaların arasında, iki firmanın önerdiği projede uydu internetin nasıl gözetleneceği ve bilgilerin nasıl Suriyeli yetkililere aktarılacağına dair bir resim de bulunuyordu.

Motherboard muhabiri, iddialara ilişkin Londra’daki Şam Büyükelçiliği’ne gönderdikleri soruların yanıtsız kaldığını belirtti. RCS Lab da konuya ilişkin açıklama yapmazken, AGT’nin kurucusu Anas Chbib, Şam yönetimiyle iş yapmaya çalıştığını iddialarını yalanlamazken Privacy International’in iddialarının “doğru olmadığını” savundu.

Chbib, “Pekçok şirket ile beraber çalışıyoruz. Hükümetlerinden onay alma işleri de bu şirketlerin sorumluluğu. Bizim, gözetleme teknolojimiz bulunmuyor. Herhangi bir gözetleme teknolojisinin üreticisi veya satıcısı değiliz” dedi.

Haberde, RCS Lab şirketinde çalışan Luca Crovato’nun da Linkedin hesabında, haberdeki iddiaları yalanlamayı tercih ettiği belirtildi.

Motherboard, iki şirketin de iddiaları yalanlamasına karşın, belgelerde RCS Lab ile AGT’nin Şam yönetimine projeyi satmak için uğraştığını gösteren kanıtlar olduğunu vurguladı. Bir belgede, AGT yetkilisinin, Roma’daki Şam Büyükelçiliği’ne mektup yazarak RCS Lab’ın bazı yetkililerine vize verilmesini talep ettiği gözüküyor.

AGT’nin gönderdiği mektupta, RCS Lab yetkililerinin Telekomünikasyon Kurumu’na bir projeyi sunmak için gidecekleri belirtilerek, “STE için önemli bir kamu data ağı projesidir” denildi.

AGT ile RCS Lab’ın bu gayretlerine karşın Şam yönetimi ihaleyi, İtalyan Area Spa, Alman Ultimaco ile Fransız şirket Qosmos’a vermeyi tercih etti. Motherboard, Area Spa’nın Şam yönetimi ile yaptığı işler nedeniyle şu an soruşturma altında olduğunu ve benzer bir soruşturmanın Fransız Qosmos için de geçerli olduğunu yazdı.

2007’deki bu girişimininn ardından STE, internetteki içerikleri bloklamak için 2008’de yeni bir ihaleye çıktı.

Motherboard, STE Genel Direktörü’nün 13 Nisan 2009’da ilgili şirketlere gönderdiği mektupta, “Biz, ‘klasik’ spamları dert etmiyoruz. Bizim derdimiz, spam tarzında görünen propaganda içerikler” dediğini belirtti.

AGT şirketi bu sefer Fransa merkezli Amesys ile ortak bir girişimle Suriye yönetiminin bu talebini karşılamaya çalıştı. Motherboard, Amesys’e karşı Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi ile yaptığı işler nedeniyle dava açıldığını hatırlattı.

Suriye yönetimininden sızdırılan belgelerde, STE’nin 2009’da ilana çıktığı ihaleyi kimin kazandığı belirtilmedi. Ancak Fransız Amesys şirketinde bir süre çalışmış olan Stephane Salies, Privacy International’a gönderdiği yazılı açıklamada, AGT’nin Ortadoğu’daki Fransız şirketin ürünlerini satmaya çalıştığını doğruladı.

Salies, “Suriyeli bir kurumun ihalesine AGT katılmaya çalıştığı ve bizden bazı ürünler istedi. Ancak birkaç hafta sonra, bu işi takip etmemeye karar verdik ve siyasi durumlar nedeniyle bu ülke ile iş yapmamaya karar verdik” dedi.

2007 ve 2008’deki ihale duyurularının ardından Şam yönetimi, 2009’da bir ihaleye daha çıktı. Bu ihalede, Suriye’ye internet bağlantısı sağlayan Şam ve Halep kablo hatlarının takip edilmesi üzerineydi. Yine AGT şirketi, Güney Afrika merkezli VASTech şirket ile işbirliği yaparak Şam yönetiminin ihalesine katılmaya çalıştı.

Motherboard, bütün bu ihalelerin Arap Baharı olaylarının başladığı 2011 yılı öncesine denk geldiğini vurgulayarak, Avrupa Birliği’nin de o dönemde Suriye’ye telekomünikasyon ürünlerinin satılmasını yasaklamadığını hatırlattı. Ancak Amerikan yönetiminin bazı kısıtlamalar uyguladığını kaydetti.

Siber Bülten listesine abone olmak için formu doldurunuz

[wysija_form id=”2″]

Yazıyı PaylaşTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on LinkedIn4Share on Google+0Email this to someonePrint this page

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*